Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

15 Ekim 2019 Salı

Seslere Dokunmak: Evelyn Glennie

mehmetcanyarar
Gezerken dikkatimi çeken 1965 doğumlu bir sanatçıdan bahsetmek istiyorum. İsmi Evelyn Glennie, en büyük özelliği ise duyma yeteneği.


İskoç bir virtöz olan sanatçı, perküsyon konusunda baya başarılıdır. Aberdeenshire isimli şehirde doğmuş olan sanatçı 12 yaşında işitme yeteneğini kaybetmiştir. Bu durum 8 yaşında yavaş yavaş başlamış, 12 yaşında tamamlanmış bir süreç iken hayata bakış açısı tamamen değişmiştir. Sanatçı bedeniyle duymayı öğrenmiştir.
Yaşamına farklı bir yaklaşım katıp, stüdyo kayıtlarını da sahne çalışmalarınıda yalınayak yapmaya başlayan sanatçı sesin titreşimlerini hissetmeyi öğrenmiştir. Bütün bunların getirdiği en temel sonuç, sağırlığın hissedilmeyi kolaylaştırıcı etkisinin görülmesi gerektiğidir. Evelyn'de bundan dolayı sağırlığın yanlış anlaşıldığını düşünüyor.

Dinlemek isteyenler için Spotify Linki buradadır.

Evelyn Glennie tarafından yapılan TEDx konuşmasınıda yazımın sonuna ekliyorum.

Anlamamız gereken en önemli şey, engellerin sadece insanların zihninde olduğudur.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Çakra 5: Boyun

mehmetcanyarar
İnsanın dünya ile iletişimini sağlayan, bedeniyle yani hayati fonksiyonları ile düşünce fonksiyonu yani ruhani fonksiyonlarının bağlantısını sağlayan çakra yani boyun çakrası sıradaki çakramız.

Belirsiz dünya içinde içsel rezonansı oluşturmak en temel görevidir. Sosyalleşmenin ilk döneminde gelişir, 7-12 yaş arasında. Yaratıcılığın ilk adımları burada atılır, kendini ifade etmeyi öğrenir burada birey.

İç ve dış arasındaki uyumu - ahenk için bir denge yeridir. İfadeler içindeki harflerin yapısı bunu gösterir. Sesli harfler ruhun ifadesidir. Ruhun biçimlendirme yöntemidir. Ancak bu biçimlendirmeyi yapmak için en önemli etken titreşimlerdir. İşitme engelli perküsyon sanatçısı "Evelyn Glennie" en güzel örneklerindedir. 

Rezonans; belirgin olmayan tüm titreşimlerimize ahenk verir. İnsan bedeni en büyük enstrümandır, bunun akortunu yapan yegane şey insan ruhudur.

İşte bu çakradaki en büyük çukur yalandır. Gerçeği bir kere ifade edemediğimizde o çukurun içine düşmüş, her seferinde o çukurun içinde yaşamaya itilmiş, döngüyü kırıncaya kadar yalan içinde var olmaya devam etmek zorunda kalmışızdır.

Çocuk sosyalleşmeye başladığında, çevresindeki kişiler tarafından kabul gördüğünde iletişimin beşinci çakrası aşamasına gelir. Muazzam bir öğrenme gerçeğinin içine girer ve ufkunda genişleme başlar.
Konuşmak ise öğrenmenin ve paylaşmanın en temel sonucudur. Mesele neden çok az ve ya çok fazla konuşutğumuzdur. Bu konuşmalar bazen insanın kafasının içinde gerçekleşir. Kafamızın içindeki konuşmalar ile meşgul olunca çevremizdeki konuşmaları kaçırırız. 
Konuşmanın en önemli özelliği ise; suçlamak, eleştirmek ve ya karşınızdaki kişinin hislerini ifada etmeye çalışmaktan kaçınarak, diktelerden uzak paylaşımcı ve yumuşak olmaktan geçer. 



Evrenin gizemlerini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim açılarından düşünün. Nicola TESLA

27 Eylül 2019 Cuma

Review: Kum ve Köpük

mehmetcanyarar
Kum ve Köpük Kum ve Köpük by Kahlil Gibran
My rating: 5 of 5 stars

Bazı kitaplar insana düşünme fırsatı verir, Halil Cibran gibi bir yazarın kalemi de insana her kelime üstünde uzun uzun durmak gerektiğini ve düşünmek gerektiğini hatırlatmaktadır. Aforizmalarından oluşan bir kitap daha, beni etkileyen aforizmaların bir kısmını eklemek istiyorum.

Tanrı düşündü, ilk düşüncesi bir melekti. Ve Tanrı konuştu, ilk sözü insandı.

Bedenim ruhuma aşık olup da evlendikleri gün, ikinci kez doğdum.

Unutkanlık bir tür özgürlüktür.

Hayat kalbini övecek bir şarkıcı bulamadığında, aklını konuşacak bir filozof doğurur.

Ağaçlar, toprağın göğe yazdığı şiirlerdir. Bizse onları kesiyor, hiçliğimizi ve ahmaklığımızı kaydetmek için kağıt yapıyoruz.

Sadece iki kişi insanlık yasalarını tanımaz; deli ve dahi. Onlar, insanlar arasında Tanrı'ya en yakın olanlardır.

Aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana, kalbi kör olana değil de gözleri kör olana acıman şaşılacak şey doğrusu.

Hepimiz kutsal dağın zirvesine koşuyoruz. Geçmişi bir rehber değil de bir harita olarak kabul etsek yolumuz daha kısa olmaz mı?

Münzevi, bölünmemiş külli alemlerin tadına varmak için zerreler alemini terk eden kimsedir.

İlgi duymak, yaşamın yarısıdır; kayıtsızlık ise ölümün yarısıdır.

Her sayfasından bir ansiklopedi çıkacak olan derin sözlerin yazarı, okumayı her seferinde zevk haline çeviren kitapları ile, Halil Cibran'ı öneririm.

View all my reviews

5 Eylül 2019 Perşembe

Çakra 4: Kalp

mehmetcanyarar

12 Yapraklı Lotus
Akışkanlığın, enerjinin aktarımı ve şekilsizliğinin sembolüdür Hava. 4. çakranın en temel niteliğide göğüs kafesi içindeki o akışkanlık ile hayatın devamlılığını sağlamasıdır. Sevginin, dengenin ve ferahlığın sağlandığı bir dünyada, kendini kabul etmiş, sosyal bir kimlik kazanmış bireyin dengeli çakrasıdır Kalp çakrası.

Ortalama 3.5 yaş ile 7 yaş arasında, okul döneminin başlarında ortaya çıkan bu çakra, sosyal kimliğin gelişimi ile ilişkilidir.
Mevlana'nın dediği gibi;

Senin görevin aşkı aramak değil,
ancak onunla aranda kurduğun engelleri aramak ve bulmaktır. 

Bu çakra, kendimizi var oluş alemine açtığımız yerdir. Koşulsuz sevmeyi öğrenmemiz bu yolda ilerleyişimizi gösterir. Kalp varlığımızın merkezindedir, hayatın akışını sağlamak üzeri bedenin döngüsünü yönetir.
Evren üstünde var olan elementlerin birbirine harman edildiği yapı sevgidir. 

Bu çakrayı dengelemenin en önemli yolu, içeriye dönmektir. Her şeyi dışarıdan elde edemeyeceğini anlayıp, kendi içine bakıp, kendini kendinle desteklemek gerekir. 

Lao Tzu
3. çakradaki seks merkezli egonun yok edilişi, buradaki yapının anlık olarak ortadan kaldırılması ise, bu çakrada elde ettiğimiz sevgi ise bu yok oluş deneyiminin kalıcı bir hale gelmesidir. 
Bu çakranın gelişimi toplum içinde gerçekleşir, aile ile, okul ile, toplum ile bağların gelişimi şeklinde ortaya çıkar. Beğenilmek, kabul görmek gibi yapılar vardır. Matem kalp çakrasının kötü yönüdür. 

Lao Tzu 'nun bu konu hakkındaki yorumu;
" Her şeyin gelip gitmesine izin verin, kalbinizi gökyüzü kadar açık tutar."

3 Eylül 2019 Salı

Çakra 3: Güneş Sinir Ağı

mehmetcanyarar
Sekiz Yapraklı Lotus
Tam mide üzerinde bulunan, üstüne ateş çıkartan, sembolü olan güneş gibi, yüksek enerjili bir yapının getirisidir 3. Çakra.

Enerji, güç, amaç en temel oluşumudur. İçerideki patlamayı hissedersin. Kişinin egosal gelişiminin dışa vurum şeklidir. Kendini tanımlama, harekete geçme ve uyanma şeklinde yapılanması mevcuttur. Hayatın oyun çağı denilen 18 ay-3,5 yaş arasındaki dönemine denk gelir.



Endişenin karında kelebekler uçuşturduğu histir. Enerji, güç ve iradaye ihtiyacımız olduğu anda sığındığımız durak olarak devreye girer.

Aşağıdan sıralar isek, kök çakrada bir madde vardı, sırta geldik ellerimizi hissettik, hareket meydana geldi, bu çakrada ise o hareketlerden doğan ateşi yani enerjiyi hissederiz.

Burada 3 fazlı bir eylem ortaya çıkmıştır, 1. fazda irade yani İccha, 2. fazda eylem yani Kriya ve 3. fazda ise bilgi yani Jnana olarak tanımlamıştır. Bir konuda ya da yolda sadece iradeli olmak ya da eylemde bulunmak yetmez, bilgi edinip bunları birbiri üzerine getirip bir bilinç ile tavlanması gereklidir.

İradenin kuvvetlendirilesi için aşağıdan gelen bilinçe ihtiyaç vardır. Ve bir şeylere niyet edip, gerçekleştirmek gerekir. Niyetsiz eylem sadece bir hevestir, zarar verici bir sonuca gidebilir.

Burada bazı şeyleri temele oturtmak gerekli, bunlar;

  • Eğer bir şeyi seçemiyorsanız, o zaman bunu neden yaptığınızı sorgulamalısınız.
  • Bir şeyi yapmamayı da tercih edebilirsiniz, "hayır" demek bir erdemdir. 
  • İrada enerji ve niyet ile yapılır.
  • 3. çakra 1. ve 2. çakraların dengesini sağlamak üzerine kurulur.
Bu çakranın bir parçasıda Ego'dur. Güçlü bir egoya sahip olmak, sağlıklı geliştirmek bu çakra için önemlidir. Rekabetçi dünyada güçlü bir egoya sahip olmak gereklidir.
Buradaki temel zayıf yön ise Utanç duygusudur. Utanç gücün tam tersidir.

Aşırılığın ve yetersizliğin dengesi ile güç doğar.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Quesada Bahçeleri Girişimi

mehmetcanyarar
San Francisco'da insanların birbirleri ile daha kaliteli bir yaşam geliştirmek ve sevgilerini paylaşmak için geliştirdikleri bir içgörü durumunu anlatmak istiyorum sizlere.

Smith isimli bir sakinin görmek istediği dünyayı kapısının önünde yetiştirme başladığı, güzel kokulu çiçekler ve gülleri ekmeye başladığı o günler ile başlamış her şey. Katılımcılar ile dahada derinleşmiş.
Caddenin başından başlayıp, geriye kalanı boyunca, o karmaşık, ölü dokunun yerini 90'larda başlayarak günümüze kadar devam edem, çöpten, kokudan ve kötü görüntüden kurtarmak için, kirli atmosferden uzaklaştırmak için sürekli çiçekler, bitkiler, sebzeler ekerek geliştirmişler.
2002 yılında Smith, Jeffry, Carl Paige gibi sakinlerin katılımıyla girişim ilk ateşini büyük bir aleve çevirmeyi başarmış. Bölge çiçeklerin renkleriyle var olmaya başlamış. Daha parlak daha güzel kokulu ve çekici bir hal almış.
Caddelerde gülümseyen insanların ortaya çıkardığı ön bahçeleri sayesinde 2003 yılında 30 komşunun katıldığı bir blok bölgesine genişlemiş. İsmini o zaman kazanan girişim, bağışlar sayesinde büyümüş.

Şu anda bir çok katılımcıyla gelişmiş bir hal alan bu proje, gerisinde turist çeken, otellerin olduğu, hala insanların çiçek ektiği, gezerken zevk aldığı, renkli ve kokulu bir dünyanın getirdiği yer olarak devam etmektedir.


Adress:

31 Ağustos 2019 Cumartesi

Küçük ve Büyük Arasındaki Eşitlik: Kozmik Perspektif

mehmetcanyarar
Tüm bunların en başında evrenin uzak bir köşesinden dünyaya bakan ve sonra ona "Pale Blue Dot" yani "Solu Mevi Nokta" diye astronatların yol açtığını düşünebiliriniz. Bugün bir arkadaşımın bana söylediği gibi "Bir şehir tasarlamak ile bir blok tasarlamak arasında sadece ölçek farkı vardır." önermesi de aynı yolda ilerliyor. 

Ölçekleri, boyutları, kapsamı değişsede fonksiyonel yapının ürünleri arasındaki ilişkinin eşitliği nedeniyle küçük ve büyük arasında bir eşitlik oluyor, yani yapısallık aynıdır.

Bir atomun çevresinde dönen elektronlar, merkezinde bulunan protonlar ve nötronlar ile güneş sistemi arasındaki benzerlik bunun en çabuk fark edilen versiyonudur. Bir de bunu kişinin kendi içi ile toplumsal yapı arasında düşünmek gerekli.
İnsanlar iç dünyasındaki kargaşanın döngüsüyle yaşar. Mekanikleri iç dünyasını dengede tutmak içindir. Toplumun mekanikleri gibi. Toplumsal yapılanmada boyutuna göre hücreler insanlar olmaya başlıyor. Buna bağlı olarak görev paylaşımı ve algoritmalar gelişiyor.

Bu denklemi duygusal yapılanma içinde değerlendirmek gerekli. 

Tartışmaları insanın kendine olan güveninden tutun toplumsal ilişki, karşılıklı güven, liyakata kadar götürebiliriz. 
Kişiler Arası Güven (kaynak: TEPAV)

Yandaki tabloda insanlara, toplum içinde "100 kişiden kaçına güvenirsiniz" şeklinde bir soru soruluyor, kişilerin cevaplarına göre çıkan ortalamalar görülüyor.

Aynı açlışma buradaki denklemde en önemli sorunun hızlı kentleşme olduğunu söylüyor.

Şimdi bu neden-sonuç ilişkisine kozmik perspektif ile bakacak olursak, denklem kişinin iç dengesindeki varlığını toparlamaya çalışırken, yeni bir bedende bir araya gelmeye çalışmasında bozuluyor. Yani kendi varlıklarını sürdüren toplum, yeni bir beden olmak için bir kentte toplanıyor ancak toplu hareket yeteneği oluşmuyor. Buna bağlı olarak erken bir gebeliğin ürünü gibi, dengesiz bir sonuç ortaya çıkıyor. 

Bir arada yaşamanın getirdiği bir kaç nitelik vardır, devlet olmanın, millet olmanın getirdiği niteliklerdir, bunların temelinde ortak bir ülkü yer alır. Ancak en kolay düşünebileceğimiz yer olan ülkemizde ortak ülküden öte kişisel hedefler ön plandadır.

Birlikte adım atmayı başaramayan bireyler arasındaki dengesizliğin getirdiği, güvensizlik ortamı, yüksek stres, üretimden uzak, mutluluktan vasat bir topluma gebedir. 

2014 yılı değer yargıları denklemindeki Hukukun Üstünlüğü konulu analizdeki Mısır'dan sonraki 2. en düşük güven çıkan ülke olmamızda kişiselliğin, bencilliğe dönüştüğünün en basi göstergelerinden birisi olarak, bu hipotezin desteğidir.

29 Ağustos 2019 Perşembe

Çakra 3: Bel

mehmetcanyarar
Bu sefer katıdan sıvıya geçişe bakmamız gerekli, sembolü su olan belin üzerinde yer aldığı söylenen, karın, genital organlar ile ilişkili 2. çakrayı incelemek istiyorum.

Hayatın 2. döneminde yani artık varlığın tamam, beslenme dönemine girdiğin anda etkisi görülüyor. 6. ay ile 2 yaş arasında geliştiği söylenen bu çakra, insan gelişiminde tanıma dönemine denk gelir. Anneyi, babayı, aileyi yani zararlı ve zararsız olanı tanıma dönemidir. Bu dönem çakra sisteminde duygusal kimliğin kazanıldığı dönemdir.
Temelinde hissetmek duygusu yer alan bir sistematiğin başladığı yerdir. 

İlk soru devreye girer:
"Hayatta kalmayı başardığıma göre şimdi ne istiyorum?"

Bu çakra insanın libidosuyla ilgilidir. Ama burada libido kelimesini yeniden tanımlamak gerekli, libido genel yaşama sevincini ifade eder. Bu çakra insanın yaşamı üstüne hissettiği duyguları ve bunlardan ortaya çıkan dalgalanmaların sonuçlarını yaşadığı bir durumlardır. 

Kronik acı ise bu çakrayı kilitleyen durumdur. Yani fiziksel ya da duygusal olarak kronik bir acı altında ilerleyenb eden sonunda belinde bulunan bu çakrayı kapatır.

Buradaki en temel sorun göstergesi ise cinsellik ile duygusallık arasındaki dengesi bozulmuş bireydir. Bu dengeyi kaybetmiş birey eski acılarını anımsıyor ve bunlar ile savaşıyordur. İçindeki geçmiş problemlerini çözmemiş kişi duygularını ve cinselliğini dengeleyemez ve terazinin bir yönüne kaçar.

Buradaki dengenin en temel sonucu kişinin kendisini ve değerini kavramasıdır. Dünya ile iletişimini sürdürüp kendisi ile dünya arasındaki duygusal geçişlere izin vermesi gereklidir. Algısı kapandığında dünya ile iletişimi son bulur. 

"Duygusal Okuryazarlık" gelişimi yoludur 2. çakrayı yönetmek. Suöluluk duygusu içinde kıvranan birey bu yolda kötü hisler duymaktadır. 

İçimizdeki akışkanlığın sembolü sudur, su duygusal hareketi gösterir ve bunu harekete geçirmek için dans etmek en güzel yoldur.

25 Ağustos 2019 Pazar

Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu ve Güneş Işığı

mehmetcanyarar
Güneş Işığı Yaşam Enerjisidir

Çağımızın en önemli sorunu olarak gördüğümüz depresyona, dünyanın en büyük enerji kaynağının etkisiyle bakmak gerek. İnsana çevresini gösteren, okyanuslardan oksijen salgılatan, ağaçlara ısıl dengeyi ayarlattıran, ekosistemin en temel enerji döngüsü olan güneş, insan içinde duygusal döngünün en önemli kaynaklarından birisidir.
 
Mevsimsel duygudurum bozukluğu; tekrarlayan, ataklar halinde gelen, depresif periyotlar gösteren bir hastalıktır. Buradaki atağın şeklini bazen depresyon dışında  manik atak ya da biraz daha hafif şekilde görülen hipomanik atak olarak görülebilir.
 
1984 yılında tanımlanan bu hastalık üzerine çeşitli çalışmalar yapıldı. Çalışmalarda seyehat eden hastalar gözlemlendi, kuzeye ve güneye seyehat eden hastaların duygu durumlarında değişimler gösterildi. Güneye doğru göç eden bipolar hastalarda duygudurumda iyileşme gözlemlenirken kuzeye doğru göç edenlerde kötüleşme durumu gözlendi. 
 
11 bipolar hasta üzerine ışık tedavisi uygulandı, yedi gün süren parlak ışık altında terapi gören hastalarda çeşitli yanıtlar oluştu ve atakları tedavi edildi, bu hastalardan birisinde atak o sürek içerinde tekrarladı.
 
2013 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından revize edilen hastalık kriterleri listesinde 5. versiyonu içerisinden çıkartılma kararı alındı.
 
Bu hastalık için kış ve sonbahar ile yaz ve ilkbahar dönemleri atakların içerildiği, genel olarak bir önceki yılda da bulguların var olduğu, kış aylarında atipik depresyon bulgularının ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Kış atağında genellike çok uyuma konuşmama, karbonhidrat tüketme konusunda iştahın açılması ön planda iken yaz atağında tipik depresyon semptomları görülür, iştah kaybı, uyumama gibi.
 
Hastalığı ortaya çıkartan en önemli şey sirkadyan ritm yani döngüsel durumlardır. Bu noktadaki en önemli verilerden birisi uzun gece ve kısa gündüz olan dönemde parlak ışık ile yapılan tedavilere pozitif sonuç veren hastaların olmasıdır. 
 
Genellikle geçiş dönemlerinde geçikmenin beden üzerindeki etkisi olarak gözlemlense de beraberinde melatonin ve göz bölgesinden çıkan sinirlerdeki uyarı miktarının ataklar üzerindeki etkisi mevzunun ışık ile ilişkili olduğunu göstermektedir. 
 
Özellikle güneş ışığından üretilen d vitaminindeki azlık bu hastalığın gelişiminde önemli bir rol üstlenmektedir.
 
Hastalık hakkında ufak bir istatistikte bulunacak olursak toplumda her bin kişiden 4 kişisi hasta, ortala olarak kadınların erkeklere oranı ise 4 kat bulunmaktadır.   
 
Yabancı kaynaklardar için seasonal affective disorder olarak araştırılabilir.
Kaynak:
  • American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition. Washington, DC: American Psychiatric Association; 2013.
  • Rosenthal NE, Sack DA, Gillin JC, Lewy AJ, Goodwin FK, Davenport Y, et al. Seasonal affective disorder. A description of the syndrome and preliminary findings with light therapy. Arch Gen Psychiatry. 1984 Jan. 41 (1):72-80.
  • Rohan KJ, Roecklein KA, Haaga D. Biological and Psychological Mechanisms of Seasonal Affective Disorder: A Review and Integration. Current Psychiatry Reviews. 2009. 5(1):37-47.
  • Sohn CH, Lam RW. Update on the biology of seasonal affective disorder. CNS Spectr. 2005 Aug. 10 (8):635-46; quiz 1-14.

22 Ağustos 2019 Perşembe

Çakralar 2: Kök Çakra

mehmetcanyarar
İnsan bedeninin gelişim basamakları içinde çakralaron bedenin omurgasına yerleşıp yukarı doğru yükseldiği kabul edilir. Bu yükseliş sırasında aradaki bağlantılar ile enerji aktarımları olur. 

Bu bölümde kök çakrayı tartışmak istiyorum. Yeri sakruma denk geliyor, yani leğen kemiğinin arkasındaki parçadır. İçinde sinir sisteminin sonu yer alır. 

1. Çakra yerden gelenin karşılandığı yerdir. Onun için elementi "Toprak" yani katı halinin sembolüdür. 

Toprak  çok şeyi açıklamaktadır. İnsanın varlığının ilk basamağının sembolüdür bu bölge. Korunma konusundaki yargıyı içeriri. Bu da Maslow  "Temel ihtiyaçlar piramidi" tarafından açıklanmıştır. İnsan varlığını tamamlama yoluna girince ilk basamakta korunma ve barınma iç güdüsü ortaya çıkar.

Toprak katı bir elementtir. Bükülmez, bundan kaynaklı olarak ondan güç almaya veya fiziğin önemli etkilerinden birisi olaran Newton Kanun'larından Etki-Tepki prensibi ile çalışır. Yani Ona aktardığın her güç sana geri döner. Alçalmaya çalıştıkça yükselirsin. 

1. Çakra ana rahminde gelişir. Gelişiminin en temel yerini, güvenliğin en yüksek olduğu yeri gösterir bu da. Gelişimin temelinde "cisimleşme" durumu mevcuttur. Fiziki bir kimlik kazanmak, kendini korumak, ana rahminden başlayıp 1 yaşına kadar bir kimlik kazanma durumunun göstergesidir. 

Topraklama buradaki ruhsal eylemin kendisidir. En temel parçasıdır. Buradaki temel felsefe doğdaki bitkilerden gelmektedir. Gördüğünüz her ağacı düşünün, onların dünya yüzeyindeki varlığını sürdürmeleri için dünyanın altında da o boyutta bir yaşam kurmaları gerekmektedir. Yani toprak ile olan ilişkileri arttıkça dünyadaki varlıkları büyümektedir. 

Burada içgüdüler temelde ön plandadır. Yani bedene dayalı bir zeka algoritması mevcuttur. Subkortikal yani bilinçaltı algılamadan doğan verinin incelenmesi ve kullanılması anlamına geliyor. 

Sahip olma hakkı
Birinci çakranın ortaya çıkardığı en temel olgulardan birisi cisimleşmek ve sahip olmaktır. 
Sahip olma ve var olma durumu insanların yeme davranışları veya alışveriş davranışları ile ilişkilendirilebilir. Buradaki davranışların tamamı maddenin kendisine ait bir nitelik kazanıp, cisminin bir parçası haline gelmesidir. Gelişimindeki yetersizlik yani Korunma ve Var olma içgüdüsündeki bozukluğua bağlı birey aşırı kilolu ya da zayıf bir kişi olabilir. Bedeniyle ilişkisi aşırılık gösterip, varlığını o bedene hapsedebilir ya da yetersizliği nedeniyle bedenine bakımı azalmış, ilişkisi kopmuş halde olabilir.

20 Ağustos 2019 Salı

Enneagram 2: Algılama ve Duygular

mehmetcanyarar
Bu kısımda, insanların bir duygu içindeki yapısını ve bu yapının algılama üzerine etkisini anlatmak istiyorum.

Algılama psişik yara ile ilişkildir.

Burada bir tanım ortaya çıktı, psişik yara.  Bu tanımın temeli insanın doğduğu ilk an itibariyle dünya üzerinde aldığı girdilerin zaman içinde gelişimiyle bedenine ve zekasına etkisi olduğunu düşünebiliriz.
Daha ilk anda güven temelli bir dünya içine gelen bebek, anneye karşı olan bağlılığı, anne ve baba arasındaki ilişkisi, cinsiyetini anlaması, sosyal gelişimi, ergenliğe girerek benliğini tanıması ve cinsel olarak gelişimini tamamlamasıyla yetişkin hale varır.
Buradaki her adımda bir çok etken tarafından hedefinden saptırılıp çeşitli yaralar içinde kalır. Buna bağlı olarak dünya görüşü ortaya çıkar.

İnsan dünyayı beynindeki çatlaklar ile görür.

Şimdi ise anlık olarak mutluluğun etkisini tartışmak istiyorum. İnsanın bir bakış açısı vardır, buna yatay düzlem dersek, bir de bunun düşey hali olan duygu durumu mevcuttur. Bu da bir işi yapmadaki enerjisi üzerine etkin bir yapıdır.
Duygu durum katmanları:
  1. Coşkulu
  2. Neşeli
  3. Yapıcı
  4. Canı sıkkın
  5. Muhalif
  6. Öfke
  7. Korku
  8. Keder
  9. Tükenmişlik
Bu 9 katman içinde nötr nokta 4 numaralı alandır, canı sıkkın bireydir. Onun için yapılan her teklif, olabilir-fark etmez şeklinde ortaya atılmış bir öneriden ibarettir. Üstündeki alanda yer alan bireyler için üretim etkinliği bir mutluluk durumu iken aşağı doğru üretkenlik durmuş ortam soğumuş ve bireylerin daha çok çevreye karşı saldırgan yapıları oluşmuştur.

Teori: Dünyaya bakış açısını bul, iletişimi geçerken karşı tarafın bir üst seviyesinden onla iletişim kur.

Örnek: Korkan birisine korktuğu şeye karşı öfke duymak, bir şeye öfke duyan kişiye, öfke duyduğu şeye karşı muhalif olup ona destek olmak gibi. 

18 Ağustos 2019 Pazar

Kişilik Analizlerinde Modern Yaklaşım: Enneagram

mehmetcanyarar
Ennegram Döngüsü
Bir insan ile tanıştığınızda merak listesi içinde üst basamaklarda bulunan burçlar kişilik analizi sisteminin evrensel olarak en sık kullanılan, belki de en eski sistemlerinden birisidir. Bunun yanı sıra onlarca farklı sistematik geliştirilmiştir. Ben farklı ve bilimsel bir altyapısı olan sistemden bahsetmek istiyorum.
Enneagram, ismi Latince'den gelen, dokuz köşe dokuz kenar anlatısının kendisidir. Farklı tarifleri olsa da benim incelediğim, öğrendiğim kadarıyla temeli tasavvuf dünyasına dayanan bir yapısı vardır. Farklı olan durum ise, sanayi devrimi sonrasında "hayatta kalma hakkı" mevzusunun yerini "yaşama hakkı" konusuna bırakmasıyla gündeme gelmiş ve dönemin psikiyatrist ve psikologları tarafından şekillendirilmiş bir programdır.


Bu alanda ilk bahsetmek istediğim kişi, Ermeni asıllı Georgi Gürciyev. Kafkasya doğumlu, bölgeyi gezmiş, insanları tanımış, onlarla birlikte hem araştırma yapmış hem de onları eğitmiştir. Diğer isim ise Bolivya kökenli bir Arica Okulunun kurucusu Oscar Ichazo'dır. 

Yukarıdaki isimlerin yaşadıkları dönem, Sanayi Devri  sonrasındaki dünyanın ortaya çıkardığı hızlı değişimin, parabolik ivmelenmeyle oluşan teknolojik ilerlemenin ve sağlıktaki ilerlemenin getirdiği durumdur. Konuya en çarpıcı örnek olarak şunu verebiliriz; belirtilen dönem öncesinde menapoz nadir görülen bir durumdu. 

İnsan ömründeki bu uzun dönüşümün, insanlara yaşadıklarını fark etmelerini sağladı. Bu yaşam savaşı için Dünya Savaşları başlayınca, ortaya akımlar buna bağlı kuşaklar, anlayış farkları ortaya çıktı, Enneagram ise buradaki dönüşüm sonrasında bireyin kendisini tanımasını sağlayan çağa yetişmesiyle önem kazanan bir yapı halini aldı. Kişi dünyadaki varlığını tamamladığında; barınma, eğitim, yemek, evlilik, çocuk gibi görevlerini yerine getirdiğinde geriye yeni bir sorunun ortaya çıkmasını sağladı. 30-35'li yaşlara gelen birey önünde yolun ikinci kısmını görmüş ve içinden yüksek sesle cümleleri tekrar etmiştir;

Ben ne için yaşıyorum?

İşte Enneagram buradaki sorunun cevabını vermek için vardır. Yani benliğini tamamlamış bireyin Benötesi Psikolojik altyapısının organizasyon şemasını çıkartan bir algoritmadır. 
Kendi içinde iki bölümü vardır temelde. İnsanların frekansını yani ruhun titreşimini gösteren duygusal durum ve bakış açısını gösteren kişilik tipi
Duygusal durum temelde 9 katman ile incelenebilir. ( Bu kısma başka bir yazıda açıklık getireceğim.) 

 

Kişilik tipleri ise 9 farklı bakış açısının bir arada olduğu yapıdır. Bu tipleri bir masa etrafında toplayınca bir konuya her yönüyle bakılabilir ve ortaya evrensel bakış açısı çıkar. Bu tipler arasında ise iki bağlantı mevcuttur. Bu bağlantıları 1/3 ve 1/7 şeklinde tanımlamak açıklayıcı olacaktır.

1'in 3 e bölüm ile 3-6-9 arasında geçişi gözlemleriz.
1'in 7'ye bölünmesi ile 1-4-2-8-5-7 şeklinde bir tekrarın içinde kalır, geriye kalan 6 kişilik tipi'nin bağlantısını görürüz.

Yandaki algoritmanın ayrıntılarını sonraki yazılarımda bulabilirsiniz. 

Öneriler:

  1. Test için kullacağınız basit bir giriş sitesi: Enneagramtesti 
  2. Okumak isteyenler için Türkçe'ye çevrilmiş en düzgün kitap olduğunu düşündüğüm kitap: Ruhun Aynası Enneagram

Meta-Analiz İçin Kurallar

mehmetcanyarar
Bilimsel çalışma türlerinden birisi de çalışmaların analizlerinin analiz edildiği, meta-analizlerdir.


Meta-Analiz, çalışma türleri arasında, kapsadığı derinlik ve vaka sayısı nedeniyle en geniş kapsamlı yorumun dolayısıyla en doğru bilginin elde edilebileceği çalışma türü olarak kabul edilmektedir. 

Meta-analiz çalışmalarında kullanılmak üzere bazı algoritmalar ve kurallar belirlenmiştir. Bu kuralların Prisma Statement isimli site içerisinde yayınlanmaktadır. Oxford Üniversitesi tarafından oluşturulan bu site içerisinde Meta-Analiz çalışmalarının temel kuralları, örneklem seçim yöntemleri, bunları açıklayan diyagramlar mevcuttur. 
 
Prisma’nın temel amacı, araştırmacının oluşturduğu metnin kalitesini yükseltmektir. Bunun yanı sıra editörler içinde sistematik bir değerlendirme altyapısı sunmaktadır. 
 


Site üstünden indilecek olan kontrol listesi ile bir çalışmayı yazarken takip edilmesi gereken kuralları incelemiş olacaksınız. ( Kontrol Listesi Bağlantısı )
Sitedeki 2009 yılında yayınlanan diyagram ile bir çalışma yapılırken temel planlama basamaklarını gözden geçirmiş olacaksınız. 
 
Diyagramın Türkçe versiyonu için tıklayınız 

Kontrol listesinin Türkçe versiyonu için tıklayınız.

Özlem Ekici, Personal Blogger Templates | Blog aa

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Bütün Hakları Saklıdır | Copyright © | 2016 - 2022