Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

15 Ekim 2019 Salı

Seslere Dokunmak: Evelyn Glennie

mehmetcanyarar
Gezerken dikkatimi çeken 1965 doğumlu bir sanatçıdan bahsetmek istiyorum. İsmi Evelyn Glennie, en büyük özelliği ise duyma yeteneği.


İskoç bir virtöz olan sanatçı, perküsyon konusunda baya başarılıdır. Aberdeenshire isimli şehirde doğmuş olan sanatçı 12 yaşında işitme yeteneğini kaybetmiştir. Bu durum 8 yaşında yavaş yavaş başlamış, 12 yaşında tamamlanmış bir süreç iken hayata bakış açısı tamamen değişmiştir. Sanatçı bedeniyle duymayı öğrenmiştir.
Yaşamına farklı bir yaklaşım katıp, stüdyo kayıtlarını da sahne çalışmalarınıda yalınayak yapmaya başlayan sanatçı sesin titreşimlerini hissetmeyi öğrenmiştir. Bütün bunların getirdiği en temel sonuç, sağırlığın hissedilmeyi kolaylaştırıcı etkisinin görülmesi gerektiğidir. Evelyn'de bundan dolayı sağırlığın yanlış anlaşıldığını düşünüyor.

Dinlemek isteyenler için Spotify Linki buradadır.

Evelyn Glennie tarafından yapılan TEDx konuşmasınıda yazımın sonuna ekliyorum.

Anlamamız gereken en önemli şey, engellerin sadece insanların zihninde olduğudur.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Çakra 5: Boyun

mehmetcanyarar
İnsanın dünya ile iletişimini sağlayan, bedeniyle yani hayati fonksiyonları ile düşünce fonksiyonu yani ruhani fonksiyonlarının bağlantısını sağlayan çakra yani boyun çakrası sıradaki çakramız.

Belirsiz dünya içinde içsel rezonansı oluşturmak en temel görevidir. Sosyalleşmenin ilk döneminde gelişir, 7-12 yaş arasında. Yaratıcılığın ilk adımları burada atılır, kendini ifade etmeyi öğrenir burada birey.

İç ve dış arasındaki uyumu - ahenk için bir denge yeridir. İfadeler içindeki harflerin yapısı bunu gösterir. Sesli harfler ruhun ifadesidir. Ruhun biçimlendirme yöntemidir. Ancak bu biçimlendirmeyi yapmak için en önemli etken titreşimlerdir. İşitme engelli perküsyon sanatçısı "Evelyn Glennie" en güzel örneklerindedir. 

Rezonans; belirgin olmayan tüm titreşimlerimize ahenk verir. İnsan bedeni en büyük enstrümandır, bunun akortunu yapan yegane şey insan ruhudur.

İşte bu çakradaki en büyük çukur yalandır. Gerçeği bir kere ifade edemediğimizde o çukurun içine düşmüş, her seferinde o çukurun içinde yaşamaya itilmiş, döngüyü kırıncaya kadar yalan içinde var olmaya devam etmek zorunda kalmışızdır.

Çocuk sosyalleşmeye başladığında, çevresindeki kişiler tarafından kabul gördüğünde iletişimin beşinci çakrası aşamasına gelir. Muazzam bir öğrenme gerçeğinin içine girer ve ufkunda genişleme başlar.
Konuşmak ise öğrenmenin ve paylaşmanın en temel sonucudur. Mesele neden çok az ve ya çok fazla konuşutğumuzdur. Bu konuşmalar bazen insanın kafasının içinde gerçekleşir. Kafamızın içindeki konuşmalar ile meşgul olunca çevremizdeki konuşmaları kaçırırız. 
Konuşmanın en önemli özelliği ise; suçlamak, eleştirmek ve ya karşınızdaki kişinin hislerini ifada etmeye çalışmaktan kaçınarak, diktelerden uzak paylaşımcı ve yumuşak olmaktan geçer. 



Evrenin gizemlerini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim açılarından düşünün. Nicola TESLA

Özlem Ekici, Personal Blogger Templates | Blog aa

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Bütün Hakları Saklıdır | Copyright © | 2016 - 2022