Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Mustafa Kemal ATATÜRK ve Büyük Türk Zaferi!

mehmetcanyarar

Tarihin tozlu sayfalarından bir not paylaşmak için bugün yazacağım. Aslında o sayfalar tozlu kaldı çünkü sayfalara konu olmuş kişilerin en temel özelliği, olayları gerçekleştirmek. Yazmak ise çevredekilerin görevi olarak devam etmektedir.

Dünya tarihinin Nuh tufanından sonra değiştiğini ve şekillendiğini biliyoruz. Buna bağlı olarak Orta Asya'dan köken alan ırklardan birisi olarak Türk'ler modern dünya tarihinde çok köklü olaylara neden olmuştur. 

Bunlardan ilki Kavimler Göçü, M.Ö. 350'li yıllarda dünya coğrafyasında etnik değişikliğin temelini oluşturan bu olay, Orta Asya'dan atılan bir okun avrupanın göbeğinde aranmasıyla bitmiştir. İkinci olay ise İstanbul'un Fethi olarak kabul edilmelidir. Fatih Sultan Han'ın şahi topları surda gedik açmakla kalmayıp, dünya üstünde bir çağ açıp bir çağ kapatmıştır.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde meydana gelen 1. Dünya Savaş'ı ise bir başka olaydır. Bu savaş modern dünya düzeni üzerinde ilk adımların atıldığı savaş olarak düşünülebilir. Sosyolojik etkilerinin yanı sıra emperyalizm üzerine etkileri de ortadadır. Bu çağın en önemli aktörü toplumumuza mal olmuş ve ülkemizin kurucusu olan Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.

TIME dergisinden bir dış haber tarih: 24 Mart 1923 , YAKIN DOĞU

M.K.ATATÜRK; "Türk nerede kendi efendisidir?" sorusuna cehennem'de cevabı veren insanlara TÜRKİYE'de! cevabını verendir. Türkiye'ye ait politikanın temelini oluşturan bu özelliği sayesinde ATATÜRK bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olmuştur. Yabancı otoritenin mandasını, himayesini, otoritesini red edip, özgür ve içsel niteliğin farkında bir ülke kurulması için ilk adımı atmıştır.

20 Ağustos 2021 Cuma

Review: Körler Ülkesi

mehmetcanyarar
Körler Ülkesi

Körler Ülkesi by H.G. Wells
My rating: 4 of 5 stars

Önyargıların ve farklılıkların tartışıldığı bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Dağların arasında bir yerde, antik bir dönemde geçen bir hikayedir.

Herkesin görme yetisine sahip olmadığı bir diyara düşen kahramanımız, iz bilmeden, yol bilmeden kendini hükümdar görmesiyle başlıyor tüm hikaye. "Son Hava Bükücü" animesinin 3. kitabı olan "Toprak Bükme" konusu aklıma geldi bu kitaptaki olayı düşünürken. Yaşayan bireylerin eksikliklerini gidermek için farklı mekanizmalar geliştirmesi bunun önemli bir örneği oldu.

Bir arazide yürüyen bireylerin çevresindeki otların, çalıların ve ağaçların sesleriden dünyanı tanımayı öğrenmesi ilk adımdır.Bunun yanı sıra görmeden de haritalandırma yapılabilir. Onlar için dünyaları, görev akışları kendilerine göre bir saat kadar efektif çalışmaktadır.

Tarihin tozlu sayfalarında böyle bir bölgenin antik dönemde İstanbul sınırları içerisinde var olabileceği tartışılmaktadır. Bunun yanı sıra bilmemiz gereken bir diğer önemli bilgide, biz insanların ışıktan bağımsız sirkadyen ritmi aslında 25 saattir. Yani hayatınızdan görme yetisini çıkardığınız gün, bedenizin sabit dış uyaranlar altında bir günlük döngüsü 25 saat olacaktır.


View all my reviews

13 Ağustos 2021 Cuma

Review: Yürümenin Felsefesi

mehmetcanyarar
Yürümenin Felsefesi Yürümenin Felsefesi by Frédéric Gros
My rating: 5 of 5 stars

Tarihin içinde farklı noktalarda, tüm inanış ve siyasal düzenlere karşı atıfın farklı boyutunun tartışıldığı bir kitap olarak önümüze geliyor.

İlk başta Friedrich Nietzsche üzerinden bakıyoruz dünyaya, düşünmek için sakinlik gerektiğini hissediyoruz mesela. Bunu yaparken hayatın her adımında değişien fizyolojinin getirdiği bir yükü görüyoruz. Bir gün anne kucağında çıkıyorsak bu yola, günün birisinde tekerlekli sandalye ile de çıkabiliyoruz.
Tarihin bir yerinde, bir rotada, fiziki benliğinde tek bir değişim yaşatmadan her gününü geçiren bir insanın peşinde dolaşıyor kamera... Bu sefer değişmeyen o dördüncü boyutun, fikirler çatışması içerisinde oluşturduğu beşinci boyutu tadıyoruz.

Bu kitap bize bilmediğimiz pek bir şey öğretmez ama bildiğimiz ve farkında olmadığımız bir şeyi bağıra bağıra söyler. Diyor ki; beyninizin içerisindeki o döngüde, varlığın idamesi için oluşturduğumuz evrenin 4 boyutu içerisinde, sağa sola veya zamanda ileriye doğru koşmayı bırakıp kendinizi suyun üzerine bırakınca yani teslim olunca yani zaman içerisinde bir yere yetişme korkusunu kırıp sadece anı hissedecek şekilde yürüyünce hayattan bir lokma alırsınız.
Yürümek diyor ya, işte onunda hakkını vererek yapılanı önemli, tek başına, hedefsiz daha doğrusu hedefin kendisi sadece yürümek olacak şekilde. Bir köyde, kasabada, düzlükte belki de patikada ama yürürken kendi kendinle kaldığın bir anda ve bu yalnızlık ile içerinde herhangi bir savaşı vermeden ilerlediğin o anlarda ancak hissedersin bu konforu ve tadarsın hayatın güzelliğini.

View all my reviews

11 Ağustos 2021 Çarşamba

Bilimin Arka Kapısı 2

mehmetcanyarar

 
 Daha önceki yazım Bilimin Arka Kapısı metninde farklı metodlardan bahsetmiştim. Bu sefer Mozilla Firefox kullanıcılarında işi kolaylaştıracak bir eklentiden bahsetmek istiyorum.

PaparPanda

Kendisi bir eklenti, Chrome ve Mozilla'ya ekleniyor. Sağ üstte görünce mutlu ediyor. 


O minik panda başlığını eklemek için öncelikle kendi web sitesine PaperPanda gitmeniz gerekli. Oraya ulaştıktan sonra tarayıcınıza uygun versiyonunu "Install Now" bölümünden ayarlayıp eklerseniz işlemin önemli kısmı bitmiş olacak.

Çoğu zaman direk aktif oluyor (kendi deneyimim öyle), ancak bazı durumlarda direk göremeyebilirsiniz. İnternet tarayıcınızı yeniden başlatabilirsiniz, hala aktif olarak göremiyorsanız sağ taraftaki menüden "Eklentiler" seçeneğini bularak aktif  olduğundan emin olmanızı öneririm.

Ayarlar konusunda önerim: 

Öncelikle üzerine tıkladığınızda "Download This Paper" ibaresini ve altında "Instruction" ve "Setings" menüsünü görmüş olursunuz.

1. Sayfaki makalenin aranacağı veri tabanı seçimi  için kullanılıyor. Buraya etkin bir SCI-Hub adresi girin, bu aralar .se uzantısı çalışmaktadır.

2. Sayfanın alt kısmında arama yaptığı domainler mevcut, çok kullandığınız makale sitelerini ekleyerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Unutmayın temel işlem mantığı sayfadaki DOI numarasını bulup, sizin yerinize aratmak. 

Her araştırmada işinize yaraması dileğiyle!

6 Ağustos 2021 Cuma

Review: Dizboyu Papatyalar

mehmetcanyarar
Dizboyu Papatyalar Dizboyu Papatyalar by Tomris Uyar
My rating: 4 of 5 stars

2003 yılında gözünü dünyaya kapatmış, edebiyatımızın önemli kalemlerinden birisinin dilinden dökülüp, bir kağıt üzerinde simgeleşen kitaplardan birisi daha.

Farklı notalarda, günlük hayatın içinde akıcı öyküleri mevcut. Kimisinin bir hizmetçi, kimisinin arayışı, toplum normları içinde var olma tutkusunun akıcı geçişleri ile irintili öğleri izlerken, bir yandan da kişilerin durumlarını, yüzlerindeki ve ruhlarındaki duyguların geçişlerini betimlemeyi başarmıştı yazar.

62 yıllık hayatı içerisinde bir çok eser bırakmış, edebiyatın farklı bir boyutu olan Turgut Uyar ile hayatını birleştirmiş bir yazarın güzel bir kitabı...

View all my reviews

1 Ağustos 2021 Pazar

Keşfetmek, Keşfedilmek...

mehmetcanyarar

 Şiirin en derin yerinde, anlama duyulan hasretin bir parçasıdır "keşfetmek"...

Keşfeden kişinin duyduğu huzurlu bir arzudur, kaşifin diyar diyar gediği derin duygudur. Farklı notaları ile güzel şiirler paylaşmak için yazdım bu blogu, belki de okuyan, dinleyen, okumuş olan birisi için farklı farklı keşiflere vesile olsun diye var bu satırlar.

İlk şiir 2008 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini kapatan Erdem Bayazıt'a ait;

Ve zaman döne döne
Gelmişti başlangıç noktasına
İlk yaratılış düğümüne

Devamı...

Dinlemek için 

İkinci şiir Türk Şiir'inin üstad'ı Attila İLHAN'dan, imkansız aşkın şiiri olarak tanımlamıştır. Belkide aşkın en tatlı olanının şiirini yazmıştır...

aysel git başımdan
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum.
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum.

Devamı... 

Dinlemek için... 

Hayatın içindeki her an, aldığım her nefeste hissettiğim duygulardan bir tanesini, yaşadığımı hissettiren bir şiiri eklemek istiyorum bu listeye; üçüncü şair ise 1963 yılında Moskova'da dünyadan ayrılmış olan Nazım Hikmet RAN'dan;

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                    insanlar için ölebileceksin,
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                        hem de en güzel en gerçek şeyin
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Tamamı için... 

 Dinlemek için...

Biz insanların o kapalı kutusu içerisinde ölüm ile kapatılmış gri bir alan var. O alan içerisinden bakamadığımız dünyaya korku ile bakarken bir yandan da sevmeyi öğreniriz. Sevmenin farklı bir boyutunu tatmış, sonra sevdiğine bağırırsın aynı Mevlana Celaletini Rumi'nin mısralarından seslenmiş gibi;

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Devamı için..

Dinlemek için...

 

 Yaşama ait bu dünyanın en verimli coğrafyası içerisinde sadece yaşamı düzenleyen o değerler içerisinde değil bir yandan da ruhu besleyen değerler içerisinde var oluyoruz. Medeniyetin güzellikleri içerisinde seslenen, ruhunun derinliklerinden gelen sesleri bize duyuran o güzel şairlerin mısraları saymak ile bitmez. Bitmeyen o mısralar içerisinden bir kaçını hissetmekte yetiyor.


Özlem Ekici, Personal Blogger Templates | Blog aa

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Bütün Hakları Saklıdır | Copyright © | 2016 - 2022