Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

26 Aralık 2021 Pazar

Alkol kullanımı ve "Holiday Heart" Sendromu

mehmetcanyarar

Alkol kullanımı beyin hasarına yol açabilir!
Alkol günlük eğlence dünyası içinde farklı bir boyut hepimiz için. Sıradan yumuşak içeceklerin yanında, kokteyllerle veya saf olarak kullanmıyla hayatımıza giren ve bedenimiz üzerinde farklı etkileri olan bir içecektir.

Belki tarihin derinliklerinde bile yer alan bu içecek bize arkeolojik dünyadan tanımlamalar da getirmektedir. Ermenistan sınırları içinde kalan bir mağarada üretilen şarap, dinler tarihinin başlangıcı gibi görünen "Göbekli Tepe" bölgesinde bulunan kapların içindeki bira mayası kalıntıları, antik Çindeki izleri hayatımızın her noktasında alkolüm olduğunun kanıtı olarka kabul edilebilir.

Ben bu yazımda tıbbi yönden alkol kullanımını paylaşmak istiyorum.

Öncelikle bir tanım yapmamız gerekli: riskli içicilik olarak bilinen bir davranış, kalp üzerinde etkileri olan, davranışsal değişiklik meydana getiren veya medikal problem oluşturan durumdur (1). 30 yıl önce yapılmış bir çalışma; alkolün %4-40 arasında değişen durumlarda medikal problem oluşturarak kişilerin hastaneye başvurmasını sağladığını göstermiştir (2).

Dünya Sağlık Örgütü ise hastalık tanımlalarını yayınladığı DSM kriterlerinin sonucusu olan DSM-5 içerisinde buna yer vererek "Alkol Kullanım Bozukluğu" olarak takibini önermektedir.

Bir başka tanım: Sağlıksız Alkol Kullanımı; sağlık sorunu meydana getirecek alkol kullanımı olarak bildirilmektedir.  Risk oluşturacak miktarda alkol alımı, meydana gelen hastalık veya durumun alkol ile ilişkisinin olması ve DSM-5 ile tanımlanan Alkol Kullanım Bozukluğu kriterlerini içermesi bu durumu göstermetkedir (3).

Standart porsiyonlar üzerinden yapılan tanımlamalarda: erkekler için 1 haftada ortalama 14 porsiyon üzerinde, 1 günde 4 porsiyon üzerinde alkol alan ve 65 yaşından küçük kişiler ile kadınlar için; haftada 7 porsiyondan fazla, bir günde 3 porsiyondan fazla alkol alan ve 65 yaşından küçük olan kişiler Alkoliktir (4).

Standart Alkol porsiyonu:

  1. 14 gram etanol içeren içecek 1 porsiyon olarak tanımlanmaktadır.
  2. Şaraplar için alkol oranı %9-15 arasında değişmektedir. Basit bir hesap ile %10 alkol oranına sahip bir şarap için bu miktar 140 cc olarak tanımlanabilir.
  3. Birlar için alkol oranı %3-9 arasında değişmektedir. %5 orana sahip klasik bir bira için 1 porsiyon oranı 280 cc olarak düşünülmelidir.
  4. Rakı gibi yüksak alkole sahip içeceklerde alkol oranı %45-50 arasında bulunmaktadır. Bu içeceklerde 28 cc'lik bir alım ile porsiyonu tamamlanır. 

Alkol alımı ile ilgili tehlikeli sınır ise 2 saat içinde alınan alkolün kanda 0,08 g/dL konsantrassyona ulaşmasıdır. Yani kanda yapılan ölçümde 8 promil alkollü bulunmaktır (4).

 Tatil dönemlerinde insanlar açısında kullanımının artması ve karşılaştığımız problemler bizim için alkol kullanımının tehlikeli boyutlara ulabildiğini göstermektedir. Bunla ilgili olarak "Holiday Heart" sendromundan bahsetmek istiyorum. Karşılaşılacak sonuç ani ölüm olsada meydana geliş şekli olarak alkol kullanımı sonrasında ritm bozukluğu (özellikle kalbin kulakçık denilen bölgesinde düzensiz kasılma yani atriyal fibrilasyon), takip eden ve kalbin bütününe yayılan bir ritm bozukluğu (işte tam burada kalbin karıncığı, yani bedendeki kanın dolaşma şeklinin bozulması ventriküler fibrilasyon), sonrasında ani kardiyak ölüm ile sonuçlanan hazin durum (5).

 2021'in Kasım ayında yayınlanmış bir makaleden bahsetmek istiyorum (6):

%52'si kadın olan 408712 katılımcının takip edildiği çalışmada, hastalar 11,5 yıl boyunca izlenmiştir. Takip edilen kişilerin ortalama olarak haftalık 8 gram alkol alımı mevcuttur. Katılımcıların 1733'ünde ventiküler fibrilasyona rastlandığı bildirimiştir. 2044 kişide alkole bağlı olduğu düşünülen ani kardiyak ölüm gözlemlendi. Hastalardaki artmış alkol alımı ile ani kardiyak ölüm arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Özellikle haftalık 26 porsiyonun üzerinde alkol kullanımın ani kardiyak ölüm ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.



Kaynaklar

1. Secretary of Health and Human Services. Tenth Special Report to the United States Congress on Alcohol and Health. US Department of Health and Human Services; Bethesda, MD 2000.

2. Magruder-Habib K, Durand AM, Frey KA. Alcohol abuse and alcoholism in primary health care settings. J Fam Pract. 1991 Apr;32(4):406-13. PMID: 2010741.

3. Saitz R. Clinical practice. Unhealthy alcohol use. N Engl J Med. 2005 Feb 10;352(6):596-607. doi: 10.1056/NEJMcp042262. PMID: 15703424.

4. National Insitute on Alcohol Abuse and Alcoholism. Helping patients who drink too much: A clinician’s guide. NIH Publication no. 05-3769, Bethesda, MD 2005.

5. Brown KN, Yelamanchili VS, Goel A. Holiday Heart Syndrome. [Updated 2021 Jul 11]. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2021 Jan-. Available from: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK537185/

6. Samuel J. Tu, Celine Gallagher, Adrian D. Elliott, Dominik Linz, Bradley M. Pitman, Jeroen M.L. Hendriks, Dennis H. Lau, Prashanthan Sanders, Christopher X. Wong, Alcohol consumption and risk of ventricular arrhythmias and sudden cardiac death: An observational study of 408,712 individuals,
Heart Rhythm, 2021, https://doi.org/10.1016/j.hrthm.2021.09.040.

 

 

15 Aralık 2021 Çarşamba

Review: Kuyucaklı Yusuf

mehmetcanyarar
Kuyucaklı Yusuf Kuyucaklı Yusuf by Sabahattin Ali
My rating: 5 of 5 stars

Türk Edebiyatı açısından değerli bir kitap, Sabahattin Ali tarafından 1937'de kaleme alınmış olmasına rağmen modern sosyal yaşamın her türlü izini taşıyan bir yapıdadır. Hayatın içinden sahnelerin yanı sıra, toplumun her dönem teşkil ettiği "adam kayırma" temelli yaşamı bize sergilemektedir.

Yazarın en üstün yeteneği olan kelimeler ile çizdiği resimler arasında; farklı bir boyut kazanan bir sevda, bu sevdanın maddiyat bütünü içinde devinimi, bir memurun hayatındaki döngü ve güç dengelerinin değişiminin insan kullanmadaki etkisi çok ince detaylar ile kendini göstermektedir.

Anadolu coğrafyası içinde geçen bu denklem, hayat içinde dik durabilen bir kaymakamın tek başına güç yetirememesi ve sonra kenara çekilip olayları akışına bırakmasıyla başlıyor, farklı bir yolla hayatına aldığı bir çocuk ve onun kültürel etkilerini evin içinde hissetmesiyle devam ediyor. Karı koca ilişkisinin sevgiden bağımsız zorundalıklar dünyasında ilerlemesiyle sadece maddiyata dayalı bir hale dönüşü ise yıkımın göstergesi oluyor.

Bu coğrafyada çağların değiştiremediği etkileri gösteren mühim satıların izini bulacağımız bir eser halini alıyor.

View all my reviews

4 Aralık 2021 Cumartesi

Review: Cevapsız Ağrı

mehmetcanyarar
Cevapsız Ağrı Cevapsız Ağrı by Umay Umay
My rating: 5 of 5 stars

Şiirlerin ve şarkıların birlikte yol aldığı beden...

Kitaplarından birisini eline alıp okurken, satırların içindeki farklılıklarda kayboluyor insan. Bu şiir kitabında da, şairin yatak odası, salonu, mutfağındaki dünyası ve ondaki eksikler var.
Bir kaç satırını paylaşarak kitabı özetlemek istiyorum...

"henüz ikimizi çeken şeyin ne olduğunu anlamış değilim." diyerek başlaya mısralar içinde arayışını hissediyor insan. "şimdlik benim ol. bensiz değil ama benimle ol." diyor bir başka mısrada, birlikteliğin yüzüne bakarak. Ama sonra bir isyan cümlesinde " hala bilmiyorum; sen sevmeyi nasıl unutun." diyor. Ama sevdiğin kollarındaki ratatlık için " sana sarıldığımda ölümdekikadar rahatım." haykırışı var.

View all my reviews

18 Kasım 2021 Perşembe

Paylaşımlarda #Müzik varsa

mehmetcanyarar

 Bir liste düşünün, içinde notaları olsun. Her nota sahibinden gelen hediyedir. Şimdi o notaların bir başka noktasından örnek vermek istiyorum. Bir dostla sohbetin getirdiği güzel bir damak zevki olarak paylaşılmış notaların birleştirilmesinden meydana gelen bir listeyi paylaşacağım.

Bazen bir kahve kadar güzeldir birisi ile dinlediğin şarkıyı paylaşmış olmak. İşte öyle bir davranışın getirdiği güzelliklerinden birisini burada paylaşadağım.




LİSTE

1. Choir Of Young Belivers - Sedated

2. The Whitlams - No Aphrodisiac

3. Warhaus, Sylie Kreusch - Machinery

4. Mia Martini - Quante Volte

5. Maria Tambien- Khruangbin

6. Celeste Tonight Tonight

7. Hooverphonic - 2 Wicky

8. Emel - Holm


13 Kasım 2021 Cumartesi

Review: Deliliğe Övgü

mehmetcanyarar
Deliliğe Övgü Deliliğe Övgü by Erasmus
My rating: 5 of 5 stars

Rönans döneminin önemli bir yazarı olan Erasmus'un kendisine göre basit bir kitabı, anladığım kadarıyla bir seyehat sırasında yolda yazılmış bir kitap.
Dönemin kilisesi başta olmak üzeri, arada Türklerin davranış ve dünyasına ve Musevilere atıfları ile dolu bir kitap olarak gözüme çarptı. Kitabın temelinde bazı yapılar mevcuttu.

Kilisenin doğmatik düşüncelerinin yıkılışı ardına "sabit görüşülük" dışında bir yapı ile dalga geçiyordu. Kitapta geçen "delilik" tanımı, bir konu hakkında her şeyi bildiğini idda eden, dinamik dünyayı kapalı kutu olarak gören ve bilgisinin öğrenimden çok demagojiye yoracak kişiler olarak nitelendirilmişti.

Kitaptan bir fikir kapacak isek bu net bir şekilde dünyanın ölümlü ve mizahi bir yer olduğu. Döngü içinde biz insanların doğup büyüyüp öleceği gerçeğidir. Ancak bunu yaparken birileri tarafından itilen bireyler olmaktan öte kendi ayakları üzerinde duran bireyler olmamız gereklidir.

İki konu var üzerinde yorum:
Koyun ve insan ikilemi: burada yöneticilik durumu üzerine durulmuş vaziyette. Kitapta din içindekii keşişler peygamberlerin inayetinden çıkıp daha çok kendi çıkarları üzerine kullanmak üzeri toplumdaki koyunlaşma oluşturmak istesede, her ilahi dinde ve peygamberin hayatında bir parça çobanlık olarak geçmekte ve bu da yöönetsel niteliğin kazanılması üzerinedir.
Kuzu ve Hz. İsa: Burada yazar peygamberlerden birisinin Yaratıcının kuzusu olmasını uyum temelli olarak görsede benim burada gördüğüm metaforun temelini uyum, uysallık ve ebebeyn-çocuk ilişkisinden gelmektedir.

Başından sonuna kadar hayatın içindeki güzelliklere bakarken aynı zamanda kendinden geçmeden mutluluğu tarif eden bir kitap olarak okunmaya değer bir niteliktedir.

View all my reviews

6 Kasım 2021 Cumartesi

Modern Bir Bilim Olan Farkındalık #mindfullness

mehmetcanyarar


Kelimelerin modern birleşim kümesi içinde dilimizde bulunan ama oturduğumuz koltukta aklımızdan çıkmayıp yerini mindfullness isimli bir kelimeye bıraktığını fark etmişizdir. Daha doğrusu bu niteliğe sahip insanlar için farkındalık konularından birisi olabilir. 

Salt düşünce içinde bir dilin bile organik kalması gerektiğini düşünen insanlar vardır. Karşılığı olan kelimeleri birbiri yerine kullanmak sadece değersizlik abidesidir. Ancak karşılığı ve kapsamı olmayan kelimeler için değerli bir sonuçtur.

Kelimesel nutuk kısmının bir sonraki adımı bu farkındalık içinde, farkındalık tanımını ve yaşantısını düzenlemek olabilir.

Bir başka dinin içinden SATİ kelimesi ile karşılaşıyor insanlar aslında. Bu kelime de bir farkındalık sembolü, Sanskritçe'den köken alan kelimenin bir ucu da Çin'e ve Tibet coğrafyasına dayanıyor.

Kelimelerin kökenlerine bakmak alışkanlığım oldu,  temel nedeni ise insanların davranışlarını konuşmaya aktarmasından gelmekte. Bir kelimenin nereden geldiğini bilmek, bir olayın nere başladığını bilmek gibidir. 

Coğrafyamızda da farklı farkındalık durumları mevcut. Semaya çıkan Semazen'lerin ruhundaki farkındalıkta bunun bir parçası olabilir. Bazılarının nedensiz yaptığı ama bazıları için güne başlama seramonisi olan sahil kenarında deniz kokulu gün doğumları da bir farkındalıktır.

Klinik bir yayın üzerinden gidelim; Kentucy Üniversitesiden Bear tarafından hazırlanan derlemede bilinçli farkındalıktan bahsedilir. Dikkatin şimdiki zamanda toplanıp, yargılamanın geride bırakılarak anı yaşama durumu, bilincin ön plana çıktığı psikolojik süreç olarak tanımlamıştır. Bu süreç özellikle sağlıklı bir psikloji ve fizyoloji için yetişkinlerde olduğu kadar çocuklarda da önem teşkil etmektedir.

Bu derin bir dalış durumu olarakta nitelendiribilir. Burada ufak bir uyarı yapmam gerekli eğer bir Post-Travmatik stres bozukluğu durumunuz varsa, bu derin dalışlarda içeride uyuyan bazı duygular tetiklenip sizi depresyona yitebilir.Kontrolsüz şekilde yapılan farkındalık deneyimlerinde insanlar kendilerine zarar verebiir.

Lakin, nefesin been üzerindeki hareketi ile başlanan deneyim, bir bedeni tanıma ile devam ederken, beden üzerindeki fizyolojik durumun dengelenmesi sağlanır. Bunun yanı sıra bu dalışlar sadece bir sandalyeye oturarak, yerde lotus pozisyonunda olmak zorunda değil. Elinizdeki bir bardak kahvenin ağzınızın içine girdikten sonra damak, gırtlak ve dil üzerindeki tat alma noktalarındaki izlerini takip ederken de olur.

Fast-Food türünde yaşamlarımız içinde durup ben kimim demeye başlayınca insan büyük bir farkındalığın içine doğuyor. İtalyan sokaklarında açılan bir fast-food restoranı ile başlayan büyük bir olay da hayatı doğru yaşamaya itmek istemiştir. Ülkemizde de birçok şehirde bu nitelik mevcuttur. Cittaslow şehirleri görmek isteyenler için bir link bırakıyorum.

Hayatın içinde kaybettiğimiz değerleri, üretim adı altında kölelik niteliğine çeviren hızlı yaşamın, bir nefes kadar uzağa itip, anın tadına varıp, durup farkında olarak yaşamak saece hayatta kalmayı değil yaşamayı sağlayacak bir deneyimin ilk adımı olacaktır. Bu deneyimi paylaşacak bir çevre içinde olmak ise mükemmel bir yaşamın, belki de dünyadaki cennetin ilk adımı olacaktır. 

Bir nefes kadar uzağımızda olmayan hayatı aldığımız nefesin içimizdeki yolculuğu ile anlayarak yaşabiliriz.

24 Ekim 2021 Pazar

Review: Zacharius Usta

mehmetcanyarar
Zacharius Usta Zacharius Usta by Jules Verne
My rating: 5 of 5 stars

Küçüklüğümün, hayallerimin, ufkumun ucundaki sonsuzluğa gitmem gerektiğini gösteren hikayelerin yazarından bir başka kitap daha.

Mekaniğin yaşam buduğu, bir zembereteki o potansiyel enerjinin ömre döndüğü dünyada becerikli bir ustanın her saatin ardında ruhundda bir parça bırakarak başladığı macerasında ölümsüzlüğü arayışını anlatan güzel bir öykü.

Avrupa'nın ortasındaki bu hikayede, her saat durunca insanın kalbinde ufak bir kayıp olduğu, yaptığı her saate ruhundan bir parça bıakan Zacharius Ustanın ise sona yaklaştığını hisediyoruz. O da yaşadığı her bayılma atağında bunu net bir şekilde anlıyor. Ama o kaybın temelinde saatler değil, insanın içinde başarı ile meydana gelen yenilmezlik hissi ve üstünlük duygusu gelmektedir.

Sonsuzluk uğruna yok olan bir ruhun güzel bir hikayesi...

View all my reviews

Review: Okçu'nun Yolu

mehmetcanyarar
Okçu'nun Yolu Okçu'nun Yolu by Paulo Coelho
My rating: 5 of 5 stars

Her kitabında farklı güzellikler keşfedilecek yazarın son kitaplarında kaybettii akıcılığı yeniden yakalamasını sağlayan gayet hoş bir kitap olmuş. Bir kısa öykünün devamında derinlemesine giden birr kişisel gelişim kitabını andırsa da farklı bir tadı var.

Metafforun bir yay ve bir ok olduğu, başarının ise sadece hedefi vurmak olmadığını gösteren güzel bir anlatımı mevcut.
Bir sırrı saklayan ve sırrı öğrendikten sonra kendi hayatına dönen Tetsuya, ülkedeki varlığının açığa çıkmasını istemiyor. En önemli sırrını gösteriyor.
"Odaklandığını değil, olması gerekeni hedef almanın zorluğunu aşmak gerektiği"

Başarıyı zor yapan, deplasman koşullarında hedefi vurmaktır. Rüzgarı, zamanı, duruşu... nefes alıp alamayacağıınızı bile ortam belirlerken sizin ona uyum sağlamanız gerekli. Başarı koşullarını kendinizin belirlediği dünyada hedefi vurmak değildir.

View all my reviews

13 Ekim 2021 Çarşamba

Dürtüsellik ve Akıllı Yaşam Ürünlerimiz

mehmetcanyarar

Dürtüsellik ve Akıllı Telefon
Dürtüsellik ve Akıllı Telefonlar
Her yerde bir an içinde var olmak, her yeri aynı anda kontrol etmek, çoklu görevin bir farklı boyutu gibi olan çoklu alan kavramı hayatımızın içine girmiş durumda. Tüm bu dünya üzerinde, sınırları ortadan kaldıran teknolojik gelişmeleri kullanarak hayatımızı kolaştırdığımız ortada. Tabi biz insanların hayatına giren her enstrüman onların davranışlarında, sonra ruhlarında ve fizyolojilerinde, sürecin az ilerisinde epigenetik yapısında ve belkide en sonunda genetik yapısında değişim meydana getirerek gelişimimizi ve daha sonraki nesillerde ilerlememizi sağlıyor.

Hayatımızın içine giren bu akıllı cihazlar ve değişen davranışlarımız üzerine yapılan bir çalışmadan bahsetmek istiyorum.

En başta her yaştan insanın en kolay ulaştığı cihaz olan akıllı telefonlar ile yapılacak şeyleri hayal etmek ile başlayalım.

Uygunsuz davranışları; kumar, yasal olmayan ve zarar verici şeylerin kullanımı... Tabi bunu yaparken, zaman yönetimini kaybetmek farklı bir boyut. 

101 kişinin katıldığı çalışmada, akıllı telefonların gerçek verilerinin analizi ile yapıldı. 

  • Ödül arama eğilimleri
  • Ödüllere verilen tepkiler
  • Öz kontrolleri
  • Ödüllere verilen tepkiler değerlendirildi.

Ortaya çıkan en temel sonuç ise akıllı telefon kullanımı ile insanların kendini kontrol edebilme yeteneği arasında negatif bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon kullanımı ile dürtüsellik arasındaki ilişkinin yükseldiği gözlemlendi.

Çalışmanın ikincil sonuçlarından birisi de telefonları kullanma süreleri arasındaki ilişkiydi. Çalışmaya katılan kişilerin %71'i söylediğinden daha uzun süre telefon kullandığı, %17'sinin ise tahmininden az telefon kullandığı görüldü. 

Bu çalışma insanların günlük hayatı içinde davranış değişimi gerçekleştiren cep telefonlarının yaplış davranışlara ittiğini gösteren sonuçları ortaya koymuştur.

 

Kaynak: Schulz van Endert T, Mohr PNC (2020) Likes and impulsivity: Investigating the relationship between actual smartphone use and delay discounting. PLoS ONE 15(11): e0241383. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0241383

12 Eylül 2021 Pazar

Profesyonel olmadan tanımlamak: İstatistik

mehmetcanyarar

Profesyonel olmadan tanımlamak: İstatistik

istatistik
İstatistik ve Grafikler

Bugün öğrencilik hayatımın başında öğrenmem nedeniyle eğitim hayatımda farklı bir şekilde takip edebildiğim bir konudan bahsetmek istiyorum. 

  • Bir profesyoneli olmadan istatistik konusunda ne kadar bilgi sahibi olabiliriz?
  • Bir makaleye ya da bir gazete verisine bakarak rakamlardan ne anlarız?
  • Doğru soruyu soranların ortaya koyduğu verinin geçerliliği nedir?
  • Birisi P değeri diye bir şey atmış ortaya alameti nedir?

 

Normal; toplum normları içinde geçerliliğini sürdüren önerme için kullanabileceğimiz en doğru tanım olabilir. 

Millattan önce şehrin tiyatro salonunda toplanan Antik Yunan kent konseyleri kıvamında her konunun tartışılmasında evrensel kümenin tüm fertleri ile temas edemediğimiz durumlar için, evrensel kümenin temsil edildiği örneklem boyutunun analiz edildiği ve bunun toplum ya da durum geneline uyarlanıp yorumlandığı bilim dalı olarak düşünebiliriz.

Dünya üzerinde var olan her bilim dalı için buna doğa bilimleri ya da matematik veya bilişim teknolojilerini de dahil edebiliriz. Her bilim dalında olduğu gibi istatistik içinde konuyu temelde ikiye bölebiliriz.

1. Betimsel istatistik: verilerin özetlenmesi, çıkarımların belirlenmesi, kitlenin tanımlanlamasını ortaya koyan durumdur. 

2. Çıkarımsal istatistik: örneklemin geleceği, örüntüleri, yönelimi veya belirsizliğinin tanımlandığı durumları ortaya koyan durumlardır.


Bir kaç bilim için farklı isimler ile anılmaktadır; tıpta biyoistatistik, ekonomide ekonometri, psikolojik çalışmalarda psikometri, sosyolojik alanda çalışanlar için sosyometri olarak adlandırılmaktadır. Benim ucundan anladığım gündelik işlerimi götürdüğüm dal ise biyoistatistik.

P değeri konusu da ayrı bir tartışma konusu aslında. Ancak "nedir lan bu P değeri?" diyenler için açıklama yapmak istiyorum. İstatistiksel anlam ölçütü olarak karşımıza çıkan bu değer, hata payımızın hesaplanmasında kullanılır. Ronald Fisher tarafından yapılan hesaplamalarda maksimum kabul edilebilir hata yani p değeri 0,05 olarak kabul edilmiştir. 

P değerinin küçüklüğü anlamlı farklılık için tanımlanayı gösterir, <0,001 olduğu durumda çok yüksek bir düzeye ulaşır.

21. yüzyılın güzelliklerinden biriside çalışmalarda kullanmak için çok farklı analiz metodlarını yapabilen bir çok farklı bilgisayar programına sahip olmamızdır. Toplumda en çok bilinen IBM tarafından 1968'de ilki geliştirilmiş SPSS programıdır. 

Bunun yanı sıra istatistik alanında ücretsiz olarak kullanılıp SPSS kadar efektif iş çıkartacak diğer bir programda JAMOVI olarak bilinmektedir. Açık kaynak kodlu, ücretsiz ve üçüncü nesli paylaşılmış program isteyenler için bilimin en önemli özelliği olan ücretsiz yönüne hizmet vermektedir.

Güç / power analizi bir çalışmadaki örneklem büyüklüğünü belirlemek için kullanılan yöntemdir. Evrenin (tıp dünyası için 2019 yılı için 7,64 milyar olduğunu düşünür isek) içinden bir kitleye ulaşmak ve bunu analiz edip yorumlamak için önemli bir durumdur. Bundan dolayı çeşitli programlar kullanılmaktadır. Bir android programı olarak Güç Analizi kullanabileceğiniz bir programdır.

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Mustafa Kemal ATATÜRK ve Büyük Türk Zaferi!

mehmetcanyarar

Tarihin tozlu sayfalarından bir not paylaşmak için bugün yazacağım. Aslında o sayfalar tozlu kaldı çünkü sayfalara konu olmuş kişilerin en temel özelliği, olayları gerçekleştirmek. Yazmak ise çevredekilerin görevi olarak devam etmektedir.

Dünya tarihinin Nuh tufanından sonra değiştiğini ve şekillendiğini biliyoruz. Buna bağlı olarak Orta Asya'dan köken alan ırklardan birisi olarak Türk'ler modern dünya tarihinde çok köklü olaylara neden olmuştur. 

Bunlardan ilki Kavimler Göçü, M.Ö. 350'li yıllarda dünya coğrafyasında etnik değişikliğin temelini oluşturan bu olay, Orta Asya'dan atılan bir okun avrupanın göbeğinde aranmasıyla bitmiştir. İkinci olay ise İstanbul'un Fethi olarak kabul edilmelidir. Fatih Sultan Han'ın şahi topları surda gedik açmakla kalmayıp, dünya üstünde bir çağ açıp bir çağ kapatmıştır.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde meydana gelen 1. Dünya Savaş'ı ise bir başka olaydır. Bu savaş modern dünya düzeni üzerinde ilk adımların atıldığı savaş olarak düşünülebilir. Sosyolojik etkilerinin yanı sıra emperyalizm üzerine etkileri de ortadadır. Bu çağın en önemli aktörü toplumumuza mal olmuş ve ülkemizin kurucusu olan Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.

TIME dergisinden bir dış haber tarih: 24 Mart 1923 , YAKIN DOĞU

M.K.ATATÜRK; "Türk nerede kendi efendisidir?" sorusuna cehennem'de cevabı veren insanlara TÜRKİYE'de! cevabını verendir. Türkiye'ye ait politikanın temelini oluşturan bu özelliği sayesinde ATATÜRK bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu olmuştur. Yabancı otoritenin mandasını, himayesini, otoritesini red edip, özgür ve içsel niteliğin farkında bir ülke kurulması için ilk adımı atmıştır.

20 Ağustos 2021 Cuma

Review: Körler Ülkesi

mehmetcanyarar
Körler Ülkesi

Körler Ülkesi by H.G. Wells
My rating: 4 of 5 stars

Önyargıların ve farklılıkların tartışıldığı bir kitap olarak karşımıza çıkıyor. Dağların arasında bir yerde, antik bir dönemde geçen bir hikayedir.

Herkesin görme yetisine sahip olmadığı bir diyara düşen kahramanımız, iz bilmeden, yol bilmeden kendini hükümdar görmesiyle başlıyor tüm hikaye. "Son Hava Bükücü" animesinin 3. kitabı olan "Toprak Bükme" konusu aklıma geldi bu kitaptaki olayı düşünürken. Yaşayan bireylerin eksikliklerini gidermek için farklı mekanizmalar geliştirmesi bunun önemli bir örneği oldu.

Bir arazide yürüyen bireylerin çevresindeki otların, çalıların ve ağaçların sesleriden dünyanı tanımayı öğrenmesi ilk adımdır.Bunun yanı sıra görmeden de haritalandırma yapılabilir. Onlar için dünyaları, görev akışları kendilerine göre bir saat kadar efektif çalışmaktadır.

Tarihin tozlu sayfalarında böyle bir bölgenin antik dönemde İstanbul sınırları içerisinde var olabileceği tartışılmaktadır. Bunun yanı sıra bilmemiz gereken bir diğer önemli bilgide, biz insanların ışıktan bağımsız sirkadyen ritmi aslında 25 saattir. Yani hayatınızdan görme yetisini çıkardığınız gün, bedenizin sabit dış uyaranlar altında bir günlük döngüsü 25 saat olacaktır.


View all my reviews

13 Ağustos 2021 Cuma

Review: Yürümenin Felsefesi

mehmetcanyarar
Yürümenin Felsefesi Yürümenin Felsefesi by Frédéric Gros
My rating: 5 of 5 stars

Tarihin içinde farklı noktalarda, tüm inanış ve siyasal düzenlere karşı atıfın farklı boyutunun tartışıldığı bir kitap olarak önümüze geliyor.

İlk başta Friedrich Nietzsche üzerinden bakıyoruz dünyaya, düşünmek için sakinlik gerektiğini hissediyoruz mesela. Bunu yaparken hayatın her adımında değişien fizyolojinin getirdiği bir yükü görüyoruz. Bir gün anne kucağında çıkıyorsak bu yola, günün birisinde tekerlekli sandalye ile de çıkabiliyoruz.
Tarihin bir yerinde, bir rotada, fiziki benliğinde tek bir değişim yaşatmadan her gününü geçiren bir insanın peşinde dolaşıyor kamera... Bu sefer değişmeyen o dördüncü boyutun, fikirler çatışması içerisinde oluşturduğu beşinci boyutu tadıyoruz.

Bu kitap bize bilmediğimiz pek bir şey öğretmez ama bildiğimiz ve farkında olmadığımız bir şeyi bağıra bağıra söyler. Diyor ki; beyninizin içerisindeki o döngüde, varlığın idamesi için oluşturduğumuz evrenin 4 boyutu içerisinde, sağa sola veya zamanda ileriye doğru koşmayı bırakıp kendinizi suyun üzerine bırakınca yani teslim olunca yani zaman içerisinde bir yere yetişme korkusunu kırıp sadece anı hissedecek şekilde yürüyünce hayattan bir lokma alırsınız.
Yürümek diyor ya, işte onunda hakkını vererek yapılanı önemli, tek başına, hedefsiz daha doğrusu hedefin kendisi sadece yürümek olacak şekilde. Bir köyde, kasabada, düzlükte belki de patikada ama yürürken kendi kendinle kaldığın bir anda ve bu yalnızlık ile içerinde herhangi bir savaşı vermeden ilerlediğin o anlarda ancak hissedersin bu konforu ve tadarsın hayatın güzelliğini.

View all my reviews

11 Ağustos 2021 Çarşamba

Bilimin Arka Kapısı 2

mehmetcanyarar

 
 Daha önceki yazım Bilimin Arka Kapısı metninde farklı metodlardan bahsetmiştim. Bu sefer Mozilla Firefox kullanıcılarında işi kolaylaştıracak bir eklentiden bahsetmek istiyorum.

PaparPanda

Kendisi bir eklenti, Chrome ve Mozilla'ya ekleniyor. Sağ üstte görünce mutlu ediyor. 


O minik panda başlığını eklemek için öncelikle kendi web sitesine PaperPanda gitmeniz gerekli. Oraya ulaştıktan sonra tarayıcınıza uygun versiyonunu "Install Now" bölümünden ayarlayıp eklerseniz işlemin önemli kısmı bitmiş olacak.

Çoğu zaman direk aktif oluyor (kendi deneyimim öyle), ancak bazı durumlarda direk göremeyebilirsiniz. İnternet tarayıcınızı yeniden başlatabilirsiniz, hala aktif olarak göremiyorsanız sağ taraftaki menüden "Eklentiler" seçeneğini bularak aktif  olduğundan emin olmanızı öneririm.

Ayarlar konusunda önerim: 

Öncelikle üzerine tıkladığınızda "Download This Paper" ibaresini ve altında "Instruction" ve "Setings" menüsünü görmüş olursunuz.

1. Sayfaki makalenin aranacağı veri tabanı seçimi  için kullanılıyor. Buraya etkin bir SCI-Hub adresi girin, bu aralar .se uzantısı çalışmaktadır.

2. Sayfanın alt kısmında arama yaptığı domainler mevcut, çok kullandığınız makale sitelerini ekleyerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. Unutmayın temel işlem mantığı sayfadaki DOI numarasını bulup, sizin yerinize aratmak. 

Her araştırmada işinize yaraması dileğiyle!

6 Ağustos 2021 Cuma

Review: Dizboyu Papatyalar

mehmetcanyarar
Dizboyu Papatyalar Dizboyu Papatyalar by Tomris Uyar
My rating: 4 of 5 stars

2003 yılında gözünü dünyaya kapatmış, edebiyatımızın önemli kalemlerinden birisinin dilinden dökülüp, bir kağıt üzerinde simgeleşen kitaplardan birisi daha.

Farklı notalarda, günlük hayatın içinde akıcı öyküleri mevcut. Kimisinin bir hizmetçi, kimisinin arayışı, toplum normları içinde var olma tutkusunun akıcı geçişleri ile irintili öğleri izlerken, bir yandan da kişilerin durumlarını, yüzlerindeki ve ruhlarındaki duyguların geçişlerini betimlemeyi başarmıştı yazar.

62 yıllık hayatı içerisinde bir çok eser bırakmış, edebiyatın farklı bir boyutu olan Turgut Uyar ile hayatını birleştirmiş bir yazarın güzel bir kitabı...

View all my reviews

1 Ağustos 2021 Pazar

Keşfetmek, Keşfedilmek...

mehmetcanyarar

 Şiirin en derin yerinde, anlama duyulan hasretin bir parçasıdır "keşfetmek"...

Keşfeden kişinin duyduğu huzurlu bir arzudur, kaşifin diyar diyar gediği derin duygudur. Farklı notaları ile güzel şiirler paylaşmak için yazdım bu blogu, belki de okuyan, dinleyen, okumuş olan birisi için farklı farklı keşiflere vesile olsun diye var bu satırlar.

İlk şiir 2008 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini kapatan Erdem Bayazıt'a ait;

Ve zaman döne döne
Gelmişti başlangıç noktasına
İlk yaratılış düğümüne

Devamı...

Dinlemek için 

İkinci şiir Türk Şiir'inin üstad'ı Attila İLHAN'dan, imkansız aşkın şiiri olarak tanımlamıştır. Belkide aşkın en tatlı olanının şiirini yazmıştır...

aysel git başımdan
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum.
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum.

Devamı... 

Dinlemek için... 

Hayatın içindeki her an, aldığım her nefeste hissettiğim duygulardan bir tanesini, yaşadığımı hissettiren bir şiiri eklemek istiyorum bu listeye; üçüncü şair ise 1963 yılında Moskova'da dünyadan ayrılmış olan Nazım Hikmet RAN'dan;

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                    insanlar için ölebileceksin,
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                        hem de en güzel en gerçek şeyin
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Tamamı için... 

 Dinlemek için...

Biz insanların o kapalı kutusu içerisinde ölüm ile kapatılmış gri bir alan var. O alan içerisinden bakamadığımız dünyaya korku ile bakarken bir yandan da sevmeyi öğreniriz. Sevmenin farklı bir boyutunu tatmış, sonra sevdiğine bağırırsın aynı Mevlana Celaletini Rumi'nin mısralarından seslenmiş gibi;

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Devamı için..

Dinlemek için...

 

 Yaşama ait bu dünyanın en verimli coğrafyası içerisinde sadece yaşamı düzenleyen o değerler içerisinde değil bir yandan da ruhu besleyen değerler içerisinde var oluyoruz. Medeniyetin güzellikleri içerisinde seslenen, ruhunun derinliklerinden gelen sesleri bize duyuran o güzel şairlerin mısraları saymak ile bitmez. Bitmeyen o mısralar içerisinden bir kaçını hissetmekte yetiyor.


24 Temmuz 2021 Cumartesi

Bir Acilciden Tanımlar...

mehmetcanyarar

Yaşam Zinciri
 Ülkemiz için sevilen bir şeydir tatil, lakin biz "Acilci" diye tabir edilen ekip için pek sevilmez. 10 günlük döngünün büyük kısmını hastanede geçirdiğim şu günde ne iş yaptığımı sonuna kadar hissettim. Bu sabahta kahvemi içerken yaptığım işin bilinmezliği içerisinde ufak bir metin anlatmak istedim..

Okumak isteyenler için uzun ve sadece bilgi verici bir yazı oldu...


 

Tarihsel Süreç

Acil Tıp; 1960'ların Birleşik Devletleri'nde ihtiyaçların doğurduğu tartışmalar ile ortaya çıkmıştır. Kaza ve travmaların meydana getirdiği ani ölümlere karşı erken müdahalenin, sevkin ve hastaların yönetiminin gerektirdiği durumlar bir ihtiyacı temsil etti. Acil Tıp bu ihtiyacın karşılığı olarak hayatımıza girdi.

1966 ABD Ulusal Bilim Akademisinden bir yayın; Kaza Nedenli Ölümler ve Engellilikler 

1967: "Accidental and Emergency Concultant" 

1992: İzlanda'da ilk kez bir tıp bölümü olarak kabul edildi.

Türkiye'de Acil Tıp; 1993 yılında "İlk ve Acil Yardım" anabilim dalı olarak kabul edildi ve resmi gazetede yayınlandı, Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği içerisine eklendi. 1990 yılında, çalışmalara başlayan Dokuz Eylül Üniversitesi alt yapının hazırlanmasına öncülük etmiştir.

1994: 112 hattının kurulması ve ulusal olarak acil yardımın hızır acilden "112 Acil Yardım ve Kurtarma" ekiplerine geçişi gerçekleştir.

İşlevi

Tababet eğitimimi tamamladığım günden itibaren içimdeki heyecan ile içerisine girdiğim ve ilk nöbetimi bile doğum günümde tuttuğum meslek hayatımın her gününe heyecan katan bu bölümün işlevini de anlatmak istiyorum.

Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tanım aslında açıklayıcı: "Kronik bir hastalığın, akut alevlenmesi veya kaza, yaralanma gibi beklenmeyen durumlarda oluşan sağlık sorunları, komplikasyonlar gibi durumlara müdahale ederek ölüm ve yaralanmaları önlemek amacıyla hizmet veren yataklı sağlık kuruluşlarında bulunan servislerdir." (Tanım çok teknik olduğu için kısalttım biraz)

İnsan hayatı kutsaldır, ölümün her geleni erkendir ve bir ailenin o çok sevdiği kişi ile vedalaşma hakkı kutsaldır. Biz doktorlar insanlara can veren kişiler değiliz. Sadece onlar için elimizden gelenleri yapıp belki hayatlarına dokunabiliriz diye adımlar atıyoruz. En zor görevler hep bizi buluyor; bir insanın hayatının son bulduğunun kararını vermek dünyadaki en zor görevlerden birisidir. Bir tık daha zoru da belki kapının öteki tarafında o önünüzde kalbi duran kişiden haber bekleyen kişilere durumu açıklamak ve onların üzüntüleri içerisinde içinizdeki her türlü insanı duyguyu geride bırakıp sadece bilgi verip soğuk kanlı olmak.

Benim bu alandaki ömrüm belki de birçok meslektaşıma göre çok kısadır. Bu süreç içerisinde bir savaş gördüm, alandaki insanları gördüm, mültecileri gördüm, pandemi gördüm... İkinci Dünya Savaşı'ndaki kadar şanslı* bir doktorluk dönemi olmasa da bir çok farklı nokta görmüş olabiliriz. Ancak onca şeyin arasında sürekli farklılıklar gördüm.

En güzeli de o farklılıklar içerisinde kapıdan girecek şeyin öyle farklı bir dünyaya götürebileceği ve sürekli kendinizi hazır, enerjik, modern, teknolojiyi takip eden ve bilimin en son kaynaklarını okumuş görmeniz gerektiğidir.

Ben; bu mesleği Usta'larından öğrendim ve bana bunu öğreten herkesin ortak bir isteği vardı; "Biz yaşayacağımız ömrü yaşadık, bir gün evladıma müdahale edecek olan sizlersiniz ve ben onlara müdahale edecek olan meslektaşlarımın yetkin olmasını istiyorum." Üzerimizdeki yük ailelerimize verilen değerden farklı değil.

Bu yazının sonuna insanlara pek bir şey ifade etmez ama kalbi duran bir insan için hayatın ritmini tanımlayan ünlü şarkıyı eklemek istiyorum... 



 
Kalbin Ritmi Gibi: Stayn' Alive

Temel eğitimimi aldığım kliniğin duvarında yazan yazı çok netti; "ACİL YAŞATMAKTIR."

10 Temmuz 2021 Cumartesi

Review: Kontrbas

mehmetcanyarar
Kontrbas Kontrbas by Patrick Süskind
My rating: 3 of 5 stars

Uzun zaman sonra ortalama bulduğum bir kitabın tadına bakmış oldum. Aslında yazınları ile temelde güzel eserler veren yazar bu sefer ortaya çıkardığı monogamik yaklaşımda afallamış gibi.

Kitabın genelinde; eğitimli olduğunu düşünen ve bunu mini bilgi yığını ile çevresine aktarmaya özen gösteren bir orkestra sanatçısı mevcut. Ancak varlığını idame ettirirken yokluğu ile varlığı arasında bir dengesizlik mevcut. Dedikodu misali geçen hayatında, yaşadığı iç çekişmeleri bize aktarırken yine bir dedikodu dinliyor gibiyiz.
Bir mahalle maçında sona kalan çocuk gibi, seçilmek yerine "kalmak" durumunun esintisi vuruyor sayfalar arasında.

Kendi iç savaşı sırasında psikolojik bir analiz havası olduğuna inansada, bu analizi öncelike yaşamın en alt katmanını geçmek ile başlaması gerekir. Bu sefer kelimeler monogamik çağrışımlar içerirsinde kaybolmuştu. İki paragraf içerisinde dişe değer düşünce akımı yakalama şansına eriştim. Ancak bu döngü içerisinde, daha önceki eserlerindeki o kesitsel yaklaşımlardan uzak olması ve bir devinim yakalayamaması çok üzdü. Oysa hikayenın hem tarihi sanatçılar ile hemde Hitler üzerinden çok güzel dönebileceği noktalar mevcuttu.


View all my reviews

4 Temmuz 2021 Pazar

Review: Kral Oidipus

mehmetcanyarar
Kral Oidipus Kral Oidipus by Sophocles
My rating: 4 of 5 stars

Mitolojik bir yaklaşımla gelen modern bir psikolojik savının kökenini anlatan kitap. Bir çırpıda bitirmelikler listesinden bir tane daha...

Freudien bir yaklaşımla, psikoanalitik düzeyde kişinin cinsel gelişiminin temelini oluşturan bu dönem; Yunan tarihinde bir ölüm korkusu nedeniyle evinden kovup ölüme terk ettiği oğlu tarafından öldürülen ve sonrasında eşi ile çocuğun evlenip hem kardeş hem de çocuk olan bir nesli meydana getirmesini anlatıyor. Buna kızan Yunan tanrıları ve kahanetleri üzerine yapılmış bir tragedya olarak gözlemleniyor. Halkın içinde kükreyen ve suçlu arayan Kral Oidipus, geçmişi ile yüzleşirken kendini Hades'in yanına gönderip, geçmişindeki en büyük yara olan anne ve babası ile yüzleşmeyi bile gururuna yediremiyor.
Psikoanalitik düzeyde ilk aşk karşı cinsedir, ilk karşı cinste ya anne ya da babadır. İlk aşk savaşı da ebebeyne karşı verilendir. Kızlar için hayran olunan bir baba, erkekler için sevilen bir anne vardır. Ve diğer ebebeyni yok etmek için, için için ilereyen bir savaşın içerisindedirler. İşte buna ilk libido diyebiliriz.
Bu döngüde, savaşın sürmesi sağlıklı bir gelişime olanak sağlarken, erken bir galibiyet veya sürekli bir yenilgi uzun vadede kişinin yönelimleri üzerine ve gelişimi üzerine negatif etkiler doğurabileceği düşünülmektedir.

View all my reviews

2 Temmuz 2021 Cuma

Yaşayan Kelimeleri Öğrenme Sanatı: Etimoloji

mehmetcanyarar

 Dillerin yaşayan düzenleri içinde var oluyor her şey. Bir dili konuşmak için bir çok kelime öğreniyoruz. Basit tanımlar ile araştırma yapınca (yani açıp google a yazınca), B2 düzeyinde bir konuşma için 4000 kelimelik bir ortalamadan bahsediyorlar. Bir ülkede yaşamak, ufak bir seyehati güvenli şekilde gerçekleştirmek için ideal kelime sayısı bu olabilir.

20 binli rakamlar ile yaşıyor iseniz, o dilde bir anadil edası olabilir. C2 seviyesini geçmiş olursunuz sanırım. (Bu konuda en son uzman görüşü verecek insan benim)

Benim varmak istediğim nokta sayılardan önceki nokta, kelimelerin hikayesi yani etimoloji

 

Bir bilim dalıdır, ses sistemleri arasında zamanla meydana gelen değeşimin meydana getirdiği farklılıkları araştırır. İnsanların konuşmaları ile meydana gelen telaffuz değişimleri ile yazımlarda meydana gelen değişimler arasında bir döngü vardır. Bu döngü içinde kelimeler çeşitli devinimlere girer ve farklılaşırlar. Telafuzlar, daha hızlı bir değişim içinde yazımlardan önce değişirler. Coğrafyaya göre değişirler, zamana göre, kişiye göre, kişinin anatomik varyasyonlarında akıp giden havanın ciğerden çıkıp larinks içerisinden geçip burnuna, dişine, diline değmesiyle değişir.

Dil, kelimeler, insanların anatomik varyasyonları arasındaki değişimin eserleridir.

Bir kaç örnek ile geçmişine gitmek istiyorum kelimelerin;

Halvet

Kelimeyi tarihin bir yerinde bir "Garib-name" içinde bulunca, inziva için güzel ıssız bir makanın tariflendiğini anlıyoruz. Sonra aradan yıllar geçiyor, "Seyehatname" içerisinde bir hamam odasına dönüşüyor kelimenin tanımı, günümüzde tanımları modernist yaklaşımın ve popülist kültürün savunucusu olan televizyon belirliyor. En yüzeysel anlamına da şimdi geliyor.

Mevlana'nın sohbetin en derinini yaşadığı, sohbetinde aşkı tattığını anlattığı kelime ile günümüzdeki karşılığını tartışmakta okuyana kalıyor.

Tolerans

Bu sefer kökeni Fransızca'ya dayanan, belki de orta çağlardan insan hayatına giren bir kelimeyi paylaşmak istiyorum.

Dinler arasındaki çatışmanın en temeli birbirine olan tahammülsüzlük olarak düşünülebilir. İnsanların bir arada özgürce düşüncelerini savunmak istediği coğraftalardan birisi olan Avrupa içerisinde birbirilerine karşı olan sadece dinsel değil her türlü yönelimlerine karşı duydukları saygının bir göstergesidir bu kelime.

Kelimenin çıkışını kilisenin farklı dinlere sahip insanlara karşı yaptırımlarını kaldırması anlamına gelen "tolerer" oluşturmaktadır, daha sonrasında yaşamın içerisinde ilerleyip günümüzdeki anlamına varmıştır.

Tabi düşünüp hayatımızdaki yerini tartmak bize kalmış.

Kelimeler yaşarlar, bizim dilimizle, düşüncemizle, bakış açımızla. Onlara kattığımız değerleri yüklenip gelişirler. Belki de coğrafyamızın böyle derin olmasının nedeni oradan geçenlerin o kelimelere yüklediği güzel yükler olabilir.

22 Haziran 2021 Salı

İdealleri farklı bir yönü: Tek Öğün Beslenme

mehmetcanyarar

 Standart dışına çıkıp, normalde bir diyetisyenin önerisinin ya da diyabetli bir hastaya yaptığımız önerinin farklı bir boyutunu yapacağım.

Tek öğün temelli beslenme;

  • Sağlıklı mı?
  • Kilo vermeye yardımcı olur mu?
  • Uygulanabilir mi?

Yukarıdaki sorulara cevap vermek adına kendimce bir döküman oluşturmak istedim. Bunun içinde aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm. 

 

Denklemin ilk kısmını kalori oluşturmaktadır. İnsan bedeni bir makine günlük döngüsü belli, bu döngü içinde bir bazal metabolizma hesabı gerekli.

Bazal metabolizma hesabı için: MdCalc

Nasıl bir şeydir bu?

Farklı tip "Aralıklı Oruç" teknikleri mevcuttur. Bir tür aralıklı oruç olarak değerlendirebileceğimiz tek öğün beslenme, günlük alınması gereken kalorinin bir öğüne sığdırılmaya çalışılıp geriye kalan dönemlerde sindirim sisteminin dinlendirilmesi temeline dayanmaktadır.

Temelde bir kalori değişimi ve kilo kaybını hedef almaktadır. Bu konuda en fazla yararı kilonun yani obezitenin etkilenimini en çok gözlemlediğimiz kalp hastalıkları, bozulmuş kan glikozu ve diyabetli bireylerde gözlemleyebiliriz.

En popüler aralıklı oruç 16/8 döngüsü içerisindeki 8 saatlik oral alımın açık olduğu yöntemdir. Ancak bundan daha çetin geçen Warior Fasting adı verilen aralıklı oruçta günlük oral alımın tek öğün ile sınırlandırılması söz konusudur.

Kilo kaybı nasıl oluyor?

Klasik bir aramada karşımıza ortak bir sonuç çıkıyor 1 Kg=7000 Kkal

Kilo kaybının temelide kalori kaybı yer almaktadır. Beslenme düzeninizde bedeninizde şok tablosu oluşturmayacak ve mikrobesin düzeyinde denge kaybı meydana getirmeyecek kalori azaltımı kilo kaybı için en önemli durumdur.  

Sağlıklı ve yetişkin bir birey için 4 saatlik oral alım dönemi ve geriye kalanında meydana gelen açlık, üç öğün beslenen bireylere göre yağ kaybı meydana getirmektedir (2). Ancak bu tarz bir beslenme düzeni her öğünde meydana gelecek olan kalori kısıtlamasından çok daha fazla avantajlı bir yöntem değil (3). 

Alternatif metodlar ile beslenme yani zaman ve öğün sayısı üzerinde yapılacak değişikliklerin orta çıkardığı bazı problemler ve yan etkiler olabilmektedir. En temel avantajı inflamatuvar yanıtların azalması, sirkadyen ritmin sağlanmasıdır. Bu durum fizyolojik olarak bedeni destekler niteliktedir. Ancak artan otofaji bedende bir stres yükü oluşturup mikrobiyata üzerinde değişimlere neden olabilir (4).

Faydalar:

  1. Yapılan çalışmalar LDL düşüşünü göstermiştir (5).
  2. Sistemik inflamasyonda CRP değerinde de düşüş saptanmış (5).
  3. Hayvan çalışmalarında da nöronlarda yenilenme hızında azalma ve ömürde uzama gösterilmiştir (6).

Karanlık taraf:

  1.  Aşırı kısıtlamanın kan basıncıda artış ve LDL seviyesinde artış ile sonuçlandığıda gözlemlenmiştir (1).
  2. Uzun süreli açlık yönetimi konusunda bir başarı gerektirmektedir (7).
  3. Yan etki sklası mevcuttur: irritabl bir beden, bulantı, kusma, sersemlik hissi, düşük enerji ve kabızlık gözlemlenebilir (8).

Sonuç:

Bu yazıda farklı yönlerinden bir beslenme düzeninden bahsetmek istedim. Doğada varlığını idame ettiren çoğu canlı için günün her saatinde avlanma ve beslenme davranışı görmeyiz. Yani tek öğün temelli beslenenlerin dünyasında biz insanlarda sosyal varlığımızı tek öğüne indirebiliriz. 

Bilimsel olarak ispatlanan hem iyi hem de kötü yönlere sahiptir. Ancak bedendeki bir sağlık problemi böyle bir beslenme düzeni içerisinde daha çok şiddetlenebilir. Alternatif olarak önümüze gelen bu durumu değerlendirmek için bir sağlık profesyoneli (şair burada konuyu bilen birisi diyor) tarafından gözlem altında uygulanmalıdır.

 

KAYNAKLAR

1. Stote KS, Baer DJ, Spears K, et al. A controlled trial of reduced meal frequency without caloric restriction in healthy, normal-weight, middle-aged adults. Am J Clin Nutr. 2007;85(4):981-988. doi:10.1093/ajcn/85.4.981

2. Wilhelmi de Toledo F, Grundler F, Bergouignan A, Drinda S, Michalsen A. Safety, health improvement and well-being during a 4 to 21-day fasting period in an observational study including 1422 subjects. PLoS One. 2019;14(1):e0209353. Published 2019 Jan 2. doi:10.1371/journal.pone.0209353 

3. Harris L, Hamilton S, Azevedo LB, Olajide J, De Brún C, Waller G, Whittaker V, Sharp T, Lean M, Hankey C, Ells L. Intermittent fasting interventions for treatment of overweight and obesity in adults: a systematic review and meta-analysis. JBI Database System Rev Implement Rep. 2018 Feb;16(2):507-547. doi: 10.11124/JBISRIR-2016-003248. PMID: 29419624.

4. Paoli A, Tinsley G, Bianco A, Moro T. The Influence of Meal Frequency and Timing on Health in Humans: The Role of Fasting. Nutrients. 2019;11(4):719. Published 2019 Mar 28. doi:10.3390/nu11040719

5. Malinowski B, Zalewska K, Węsierska A, et al. Intermittent Fasting in Cardiovascular Disorders-An Overview. Nutrients. 2019;11(3):673. Published 2019 Mar 20. doi:10.3390/nu11030673

6. Phillips MCL. Fasting as a Therapy in Neurological Disease. Nutrients. 2019;11(10):2501. Published 2019 Oct 17. doi:10.3390/nu11102501

 7. Carlson O, Martin B, Stote KS, et al. Impact of reduced meal frequency without caloric restriction on glucose regulation in healthy, normal-weight middle-aged men and women. Metabolism. 2007;56(12):1729-1734. doi:10.1016/j.metabol.2007.07.018

8.  Harvie M, Howell A. Potential Benefits and Harms of Intermittent Energy Restriction and Intermittent Fasting Amongst Obese, Overweight and Normal Weight Subjects-A Narrative Review of Human and Animal Evidence. Behav Sci (Basel). 2017;7(1):4. Published 2017 Jan 19. doi:10.3390/bs7010004

 

 

18 Haziran 2021 Cuma

Hayatımızdaki Atıklar...

mehmetcanyarar

 Aslında bu tanım çok geniş, şu an şu metni okumaya başlayan insanlar için çevrelerine bakarak genişletebilecekleri bir durum. Bende kendi masamın üzerinden başlayıp, değişimin sınırları olan önce ben, çevrem, ülkem ve dünya şeklinde ilerleyebiliriz.

Gıda, zaman, insan üçgeninde beslenip hayatta kalmaya çalışanlara...


Atık Gıda...

İlk olarak insan bedeninin döngüsel devinimi içerisinde edildiği yetenek: oral dönem...

İşte bu dönemin içerisinden edindiğim bir yetenek olarak yemek yemek. İşte o da iki yönlü, ya yanlış yiyoruz, bize dayatatılan şeyler içerisinde bizim ihtiyacımız olmayan ya da seçeneklere alternatif oluşturamadığımız şeyler yiyoruz. Ya da fazlaların içerisindeki dağılımda, başkalarının payını çalıyoruz, atıyoruz...

Atık gıda mühim bir konu, farkında değiliz ama bu durum hem sağlığımızı hem de dünyadaki insanların sağlığını tehtid ediyor. Öncelikle daha çok yeme isteği içerisinde kayboluyoruz. Ya da daha şekerli, yağlı, yani beden içerisine girdiği anda dolaşımda inflamasyon, dokuda yağ, damarda ateroskleroz. Bir tık ilerisi DNA da hasar. İşte bunlardan sonra bir de o güzelim bedenimizin içerisinde kaybettiğimiz fizyolojik sağlığımız, bozulan görünüş sonrasında kaybettiğimiz psikolojik sağlığımı ile ruhumuza döküyoruz atığı...

Bir de o gıdaları çöpe atan insanlar var. İşte o da başka bir sorun, ihtiyacın üzerinde tüketimin bir başka boyutu da, tüketemediğini yok etmektir. Evet yememek bedene zarar değil ama yapılan davranış ile üretim aşamasının geçtiği toprak ve onun üzerine yapılan tüm emeğin çöpe gitmesidir.

Az biraz rakamlar ile konuşmak gerekirse: ABD genelinde gıdanın %40'ının çöpe gittiği söylenmektedir. Google'a dümdüz yazdığınızda da ülkemiz için çıkan rakam dudak uçuklatıcı; 18,8 milyon ton gıda.

Atık zaman...

Siz en son ne zaman tüm gününüzü verimli geçirdiniz?

Kalabalık şehirlerden, ne istediğini bilmeyen insanların hayatımızda oluşturduğu yüke kadar geniş bir yelpazeden bahsedebiliriz. Bir yerden bir yere gitmenin, gittiğimiz yerdeki işin değerindne daha büyük bir değer kaybı ortaya çıkarabileceğini düşünün, ne kadar acı değil mi? Verim problemlerinin temelini de o oluşturmakta.

Gün 24 saat, bunu yönetmeyi başarabilen birisi için bile bir başkasının meydana getirdiği kayıplar yüzünden giden dakikaların, saatlerin değeri var. Bende yaşıyorum bunu, soruma cevap verirken, cevabı değil istediğini anlatan insanlarda yaşıyorum. Hayatını kolaylaştıracak onlarca şey arasında zorlaştıracakları seçmek başlı başına atık zaman oluşturmaktır. Zamanı yönetmemek kendi hayatına döktüğün çöptür.


Atık İnsan...

Bu tanım çok acı vericidir, ancak yanlış seçimlerin verdiği bir durumdur. Çevrenizde varlığını sürdüren ve varlığından haberdar olduğunuz, size zarar veren insanlardan bahsediyorum bu konuda. İnsanın atığı olur mu diye ara ara bende düşüyorum, sonuçta insan ulu ve yüce bir varlıktır. Ancak şeytan'ın bile bir amaca hizmet ettiği dünyada bazı insanlar bizim için yanlış amacın getirisidir. 

Duygusal ve fiziksel olarak çamura saplanmak veya akademik bir tabir ile tükenmişlik yaşatacak olan bireyler bizim için atık insanlardır. Bunu anlamak ise başlı başına bir yetenek gerektirmektedir. 

Bazı paketlerin içini bilemediğimiz gibi, insanlar da en gizemli paketler olduğundan içini bilmemiz zaman alacaktır. Ancak bütün bu denklem içerisinde kendi kurallarımıza göre oynamadığımız oyunun içerisine girmek en büyük sorundur. 


Kişisel bir not: 

Varlığın ifası için devam eden dünyevi devinim içerisindeki, günlük döngüsel hareketlere farklılık katmasak bile kendimize zarar verecek minicik şeylerden kaçmayı öğrenmemiz gerekir. Zamanınızı çalacak her şeyden uzak kalmak, zamanınızı yönetmek ruhunuzu doyururuken. Fazlalıklardan kurtulmak, fazla yememek, fazla eşyaya sahip olmamak ve ihtiyacından fazlası ile yük edinmemek ruhunuzu güçlendirir... //En azından benimki içi öyle//

Bilimsel bir minimalizm örneği...

10 Haziran 2021 Perşembe

Müzik Kalbinizi Nasıl Etkiler?

mehmetcanyarar

 Tüm denklemlerde iki taraflı bir sonuç ararız. Eşitlik denklemlerinde eşitlik, büyük veya küçük için şartın yerine getirilmesi gibi. Bir de kimyasal denklemler vardır, giren ve çıkanlar arasında bir denge meydana getirmek üzere işler. 

Tepkimenin girdisinden ürün elde edilirken tersinir mekanizma üründen girdi elde ettirir. Bir tarafta daha çok birikim olsa da asla yüzde yüz tek tarafa kaymaz. 1803 yılında Berthollet isimli bilim adamının keşfi olarak dünyaya girdi.

Bende bir başka yönünden, insan bedenindeki tepkimelerden birisinden bahsedeceğim.

 

Güne güzel bir müzikle başlamayı sevenler (bunu söylerken herkes bir an olsun enerjimi ondan alıyor olabilir diyebilir) bunu her sabah tadıyorlar. En güçlü uyaranlardan birisi olan müzik uyanma, emosyonel bir denge için olmazsa olmazdır. Hayatın ritmi vardır. 

Çalışmalar bir şeyi keşfetmiş, kalp hızı, solunum hızı, müzik ritmi arasında bir denge mevcut. Hoş olmayan bir müziğe kulak veren birey için kalpte yavaşlama söz konusudur. İnsan bedeninde bu içsel dürtülerin temelinde ilkel beynimiz varken, müzik temelli bu değişimleri insanı insan yapan ön beyin bölgesinden kaynaklandığı gözlemlenmiş.Müzüğün uyarıcı gününü algılayan beyin kalbin ritmine yön vermeye başlamıştır.

Müzik seçimimizde bazı prensipler var ama:

  • Sakinleşmek için slow müzikleri tercih ederiz.
  • Enerjik bir başlangıç için hızlı ritme sahip müzikleri tercih ediyoruz.
  • Bir grup müzikten hoşlanmıyoruz.

Kişisel seçimlerin ürünü olan parçalar var, duygular anılar arasında gezdirip, hafıza yaptırıyor.

Araştırmacıların saptadığı ince bir nüas var, dinlenen müzik türü (sevilen, nötr ve sevilmeyen) sessizlik arasındaki ilişkide, sevilen müziğin atfedilir bir gücü olması ve bunun hayatında çeşitli hastalıklar olan (ülseratif kolitlilere bakmışlar) yansıması mevcut.

Bir ince nokta da EKG üzerinde mevcut, müziğin ortaya çıkardığı etki kalbin pompa sisteminin gücünü de değiştirmektedir. Ventriküllerin kasılması (QRS) gözlenen evrede ve Ventriküllerin gevşediği (ST) evrede amplidüt artışı saptanmış.

 Kan basıncı: Kişilerin kan basıncı yüksek ise yani bilinen hipertansif kişiler ise, düşük ritimli müzükler ve sakin solunum tansiyonun düşürülmesinde etkin bulunmuş.

Ağrı: Ağrının en şiddetli olduğu, ölümün sınırındaki hastalar kalp krizi geçirenlerde (AKS, anjina) meta-analizler ağrıyı azaltabileceğini göstermiş. Bu durum beynin internal opioid salınımıyla ilişkilendirilmiştir. 


Kaynak: Stefan KoelschLutz Jäncke, Music and the heart, European Heart Journal, Volume 36, Issue 44, 21 November 2015, Pages 3043–3049 Kaynak DOI

 

Edit: Eğlenceli bir müzik listesi ektedir. Yerli ve enerjik.

9 Ocak 2021 Cumartesi

Radyolojik Görüntüleme ve Ücretsiz DICOM İndirme

mehmetcanyarar


X ışınlarının keşfi ile başlayan bir serüven günümüzde hareket eden atomların salınımlarını ölçerek devam etmektedir. Bir bakışta insaın her noktasına odaklanabilen ve bize çok farklı şeyler gösteren birçok farklı sistemi barındırmaktadır.

DICOM - Tıbbi Dijital Görüntüleme ve İletişim
X-Ray/Röntgen: tanısal amaçlı en sık kullanılan yöntemdir. 22 Ocak 1895 yılında ilk grafi çekilmiştir. İyonlaştırıcı radyasyon içeren bu yöntem, doku üzerinde molekülere bağların kırılmasına neden olabilir. Bundan dolayı sağlığa zarar verebilir. Ancak özellikle kemik dokunun hasarını ve beden içinde havanın, yabancı cisimlerin takibinde çık etkilidir.

Tomografi: 1915 yılında icat edilmiştir. Vücud içerisinde kesitsel görüntüler almaktadır, 1 mm ile 10 mm arasında görüntüleme yapabilmektedir. X-ray'e göre daha fazla radyasyona maruz kalınmaktadır.Ancak gelişen teknoloji ile radyasyon maruziyeii azalmakta ve görüntü kalitesi artmaktadır.

Ultrasonografi: beden içerisine ilerleyen ses dalgalarının yasıma ve kırılmalarının incelenmesiyle ortaya çıkan görüntüleme yöntemidir. Bu yöntem radyasyon içermesede ses dalgalarının titreşim etkisi nedeniyle ısıtıcı bir özelliği mevcuttur. İç organların incelenmesinde, özellikle solid olmayan yani kemik dışı organların değerlendirmesinde önemli bir yeri mevcuttur. Taşınabilir olması da önemli bir özelliğidir. Hareket eden sıvıların takibi sayesine doppler görüntüleme yapılabilmektedir, damar yapılarının incelenmesini sağlar.

Anjiyografi: Bedene verilen konstrat maddenin takibiyle damarsal yapıların görüntülenmesidir, tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme sistemlerinde kullanılabilmektedir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme: manyetik alan içerisinde radyofrekanslarının yansımalarından doğan görüntülerin incelendiği büyük mıknatısların meydana getirdiği makinelerdir. Radyasyon içermezler, gebelikte güvenle kullanılabilirler.


Görüntülerin oluşturulması ile 2 veya 3 boyutlu verilerin depolanması için DICOM adı verilern dosyalar tanımlanır. Bu evrensel olarak tıbbi görüntüleme dosyalarının ortak halidir. Evde veya başka ortamlarda bu dosyalarınızı ücretsiz incelemek için ÜCRETSİZ DICOM GÖRÜNTÜLEYİCİYİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

1 Ocak 2021 Cuma

Review: Beğeni Üzerine Bir Deneme

mehmetcanyarar
18. yy döneminden Ansiklopedi projesinin bir parçasıdır.
Fransız milliyetnamesi yayınlandığı döneme millete sadakat krala sadakatten önde gelmekteydi. 1755 sonrası dönemlerde meydana gelen 175-1763 7 yıl savaşında tüm dünya üzerindeki sömürge oyunlarında İngiltere ile Frasa arasında bir yarış başladı. Bir Fransız'ın İngiltere'yi övmesi aşağılayıcı bir bakış açısıydı. Öven kişiler kozmopolit yurttaş kabul edilirdi.
Bu dönemde Le'ansiklopedia içerisinde yer alan bir denemedir, "Beğeni üzerine bir deneme" isimli eser.
Beğeni nedir?
Eğitimli insanla medeni ülkenin ayrıt edici özelliğidir. Evrensel bir yargı meselesidir beğeni. Herkesin er konuda fikir beyan edebileceği, mutlak iyi, mutlak güzelin olmadığı bir durumdur. Bir şey güzel olduğu için hoşumuza gitmez, hoşumuza gittiği için güzeldir. Haz beğeninin kaynağıdır.
Decartes'e haz yanıltıcıdır, beden önemsiz ve yanıltıcıdır.
Hazzın temelinde "Ruh" vardır. Ruh fikirleri değerlendirmek, düşünen bir varlığa dönüştürerek doğal bir haz duyar. Tüm kanunlar makinelerin standartlarına göre meydana getirilir.
Sanat bize haz verecek şekilde düzenlenir. Bizimle belli bir nesne arasındaki bağ oluşturan olgudur. Haz aldığım nesne bizi bir başkasına, daha yenisine götürür.

Zeka; sağ duyu, muhakeme, uyum ve hünerdir. Doğa bakışımızdan saklanır, sanat saklananı ortaya çıkartır. Bakışımızı daha uzağa götürdükçe daha fazla zevk alırız.
Düzenden kaynaklanan hazlar vardır. Karmaşa bile kendi içinde gruplandırılarak haz verir. Bir "Savaş tablosu" içerisinde bile gruplandırmalar ile kaos görünür, bu hazzın temelidir.
Simetriden kaynaklanan hazlar vardır. Acıdan korur, işi azaltır, çeşitliliği ortadan kaldırmadığı sürece yararlıdır.
Doğa tezatlıkları sever, tezatlıklar teammül edilemez durumları tahammül edilebilir kıldığı gibi, insanın tahammülünü de bozabilir. Tek tip olmayan davranışlar haz verir.
Süreklilik mimari içerisinde de mevcuttur,Gotik tarz mimari göz için muammalar oluştururken hazzını kaybeder,Greek mimari, keyif veren tek tiptir, haz verir.
Haz duygusunun temelinde fayda varsa iyiliği, duyulan duygu nötr ise güzelliği gösterir.

Tezatlık içerisinde süreklilik simetriyi meydana getirir, karşıtlık tamin edilir hale gelince benzerliğe dönüşür. Ruh sürekli değişken duruma tahammül edemez. Doğaya karşı mücedale insanda "bakımlı bir bahçe" meydana getirir. Bu durum bir çabanın göstergesidir. Sahibi bizi düşündürür, bu durum mutluluk verir.

Sanatın içinden gelen birisi Raffaello Sanzio diğer sanatçılardan farklı bir beğeni tarzının göstergesidir, vaat etmek yerine gösterendir. Yaptığı eserlerde meydana gelen hazlar bunun göstergesidir.
Cazibe yüzde bulunur, güzellik tek türdür, çekicilik çok farklı şekilde olur. Spontan davranışlar büyüleyicidir. Kıvrak zeka etkileyii olur, hazırlıksız giyimler güzel durur. Karşıtlık birbirini ön plana çıkartır. Fikirler karşıt olunca çeşitlilik artar, daha örtük olur.
Naiflik soyluluk ile bayalık arasındadır. En derin düşüncelerdendir.
Sanat kuralları beğeni ve istisnaları belirler.

View all my reviews

Özlem Ekici, Personal Blogger Templates | Blog aa

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Bütün Hakları Saklıdır | Copyright © | 2016 - 2022